YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1875
KARAR NO : 2011/3389
KARAR TARİHİ : 17.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki belirtmenin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; idare mahkemesinde görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin reddine dair verilen 12.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 2718 parsel sayılı taşınmazın beyanlar sütununda yer alan “Hazine hissesine ilişkin tescil evrakı yoktur. Mesnetsiz işlemden dolayı TGM 4-4-2-35/3681 s. yazısı” kaydının terkinini talep etmişlerdir.
Davalı … idari yargının görevli olduğunu … ise kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın mahiyeti itibarı ile idare mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Dava beyanlar hanesindeki kaydın terkini istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi, Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
Somut olayda, davacılar taşınmazın tapu kaydında yer alan belirtmenin dayanaksız olduğunu ileri sürerek terkin istemişlerdir. Mahkemece beyanın kayda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine konulduğu, davacıların bu kaydın terkini için Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurduğu, bu başvurunun reddedildiği, bu karara karşı idari yargıda dava açılması gerektiği belirtilerek dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırları Başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaati ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, (b) bendin de de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel haklara muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari yargının görev alanı içinde sayılmıştır.
Esasen Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde tapu sicilinde yapılan işlemlerin dayanağının idari işlem olacağı da kuşkusuzdur. Davacılar kayda işlenen belirtmenin yolsuz olduğunu ileri sürerek terkin istemektedirler. Burada yapılması gereken iş, belirtme içeriğinin araştırılarak kayıtta bulunmasının gerekip gerekmediği hususunda bir irdeleme yapılarak sonucuna göre karar vermektir. İstem Tapu Sicil Müdürlüğünün yaptığı işlemlerin iptali değil bu işleme dayanarak tapuda yapılan kaydın yolsuz olduğu iddiasıyla tapu kaydının düzeltilmesidir. Kısaca söylemek gerekirse, yukarıda değinildiği gibi İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi anlamında İdari Yargının görevi alanına giren bir talep yoktur. Bu haliyle davanın görülme yeri adli yargıdır.
Kaldı ki, TMK. M.1027 uyarınca tapu memuru, sicildeki yanlışlığı ancak mahkeme kararı ile düzeltilebilir. Buradaki “mahkeme” deyimi ile ifade edilmek istenen genel mahkemelerdir.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.