Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/4471 E. 2012/10261 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4471
KARAR NO : 2012/10261
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalılarla … 2 Noterliğince düzenlenen 09.03.1994 tarih ve 13280-23.03.1994-21.04.1994 tarih ve 15013-21.04.1994 tarih ve 20437 yevmiye nolu ile satış vadi sözleşmeleri ile … … Köyü 291 ve 371 parsellerin satışı hususunda anlaştıklarını, 20.02.1995 tarihinde aynı notere giderek önceki satış vaadlerinde düzeltme yaparak sözleşmeyi … … köyü 143 ve 330 sayılı parsellere çevirdiklerini, bedeli peşin olarak ödediğini, davalıların bu düzeltmeden önce 03.01.1995 tarihinde … Noterliği 0215 nolu satış vaadiyle dava dışı üçüncü bir kişiye sattıklarını, karşılıklı açılan davalar sonucu taşınmazların 3. kişi adına tesçiline karar verildiğini, bu davaların 18.07.2003 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle … … köyü 143 ve 330 parsel sayılı taşınmazların dava tarihindeki rayiç bedelleri üzerinden yasal faiziyle birlikte şimdilik payları müsavi olan davalıların herbirinden ( 50.000.00 YTL ) olmak üzere toplam 150.000,00 YTL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar … ve … davanın reddini savunmuşlar; kabülüne karar verilecek ise ödeme günündeki ana para üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmesini dilemişlerdir. Diğer davalıya tebligat yapıldığı halde duruşmaya gelmediği gibi savunmada da bulunmamıştır
Mahkemece, davanın kısmen kabülü ile … 2 Noterliğince düzenlenen 09.03.1994 tarihli 13380 yevmiye nolu 2012/4471-10261
sözleşme için 20.00 TL,…’ tan 23.03.1994 tarihli 15013 yevmiye nolu sözleşme itibari ile 20.00 TL,…’ den 31.04.1994 tarihli 20437 sözleşme yönünden 20.00 TL,… den sözleşme’nin yapıldığı tarih itibariyle yasal faizi ile birlikte tahsiline,karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılardan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 291 ve 371 sayılı parselleri satın aldığını, daha sonra aynı satış sözleşmesi üzerinde düzeltme yapılarak parsel sayılarını 143 ve 330 olarak düzelttiklerini, ancak davalılarca ilgili parsellerin dava dışı üçüncü şahsa gayrimenkul satış vaadi ile sattığını, dava dışı kişi ve davalılar ile karşılıklı tapu iptal ve tescil davaları açtığını, sonuçta taşınmazların dava dışı üçüncü kişi lehine tapuya kayıt edildiğini ileri sürerek taşınmazların rayiç bedelinin tahsilini istemiştir. Davalıların bir kısmı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 143 ve 330 nolu parselin rayiç bedeli talep edilmiş isede 143 ve 330 nolu parseller dava konusu satış vaadi sözleşmelerinde tahrifat yapılmak sonucu eklenen parseller olduğundan dolayı ve gerçekte satış vadi sözleşmesine konu olmadığından bu parsellerin rayiç değerleri üzerinden değil sözleşmedeki ödenen meblağlar dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Bu davanın davacısı ve davalılarının taraf oldukları … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/659-2001 965 E.K. sayılı … Genel Kurulu’nun 2001/13-1021 Esas ve 2001/1101 Karar sayılı ilamı ile onanan dosya ile bu davanın tarafları arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu belirtilmiş, bu karara uyan mahkeme taraflar arasındaki gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz olduğuna hükmetmiş ve karar kesinleşmiş olmakla bu davaya konu satım sözleşmesinin yukarıda belirtilen mahkeme kararın ile geçersiz olduğunun kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (MK.705, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri). O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
2012/4471-10261
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının … tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata, çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin yargıya ait olduğunda ise duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek … kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
… öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi olabileceği, …nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme 2012/4471-10261
tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Bu durumda mahkemece yapılacak …; davacının satış tarihinden itibaren ödediği satış bedeli, her bir ödemenin ödeme tarihinden itibaren ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadarki çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve … denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.