YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9339
KARAR NO : 2012/10851
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit … kurulması istemine ilişkindir.
Davalı …, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 537 parsel sayılı taşınmaz maliki … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit … verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit … taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak … olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan 09.01.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokinin incelenmesinden davacıya ait 532 parsel sayılı taşınmazın batısındaki kadastrol yola cepheli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere geçit … ile genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazların genel yola bağlantısının sağlanması gerekir. Davaya konu olayda, teknik bilirkişi batıdaki kadasrol yolun kullanılmaz durumda bulunduğunu bildirmiş ise de davacı taşınmazından iş makinalarıyla makul süre çalışma ve masraf yapılmak suretiyle yola çıkma olanağı bulunup bulunmadığını ayrıntılı şekilde açıklamamıştır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle söz konusu yolun paftasında da kadastrol yol vasfı ile yeralıp almadığı ve devamında genel bir yola ulaşıp ulaşmadığı, dolayısıyla geçit ihtiyacını karşılamaya elverişli olup olmadığı belirlenmeli, davacının bu güzergahtan ulaşım sağlamasının mümkün olması halinde, geçit ihtiyacının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Yolun hangi nedenle kullanılamaz olduğu, bilirkişilere davacıya ait taşınmazda teknik araçlarla (greyder vb.) çalışma yapılmak suretiyle batıdaki yola çıkış olanağının bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan, buna göre davacıya ait parselin mutlak geçit ihtiyacı içinde olup olmadığı kesin olarak saptanmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.