Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7834 E. 2011/14222 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7834
KARAR NO : 2011/14222
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de duruşma pulu alındığına dair bilgi ve belge olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, Almanya’da çalışmakta olan davalı …’nın kayınpederi olduğunu, davalının, 15.5.1990- 15.10.2001 tarihleri arası için yurt dışı borçlanma talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğunu, talebinin kabul edilmesi üzerine de kendisinden borç istediğini, bu nedenle … Bankası hesabından Sosyal Sigortalar Kurumu hesabına havale ile 27.995,91 TL gönderdiğini, ancak borç olarak verilen bu paranın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 27.995,91 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı eşiyle birlikte tüm kazançlarını davacıya gönderdiklerini, davacının da ailenin ortak parası olan bu paradan ödeme yaptığını, nitekim dava dışı eşi adına da, aynı kuruma bu şekilde ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “dava konusu bedelin gönderildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı yanca bedelin borç olarak alınmadığı iddia edilmiş ise de, bu hususun kanıtlanamadığı” belirtilerek davanın kabulüne, 27.995,91 TL’nin dava tarihi olan 22/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkeme kararının “gerekçe” bölümünde, hükmün gerekçesi açıklandıktan sonra, “…davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” Denilmişse de, yapılan açıklamalarda, davalının savunmasını ispat edemediği ve haksız olarak zenginleştiği belirtilmiş olmakla, esasen “davanın kabulünü” gerektiren nedenlere ilişkin gerekçenin yazıldığı, dolayısıyla,
gerekçenin son kısmında geçen “….davanın reddine…” sözlerinin maddi hataya müstenit olduğu anlaşılmakla, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunmadığı sonucuna varılmış ve hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
Davacı, davalının yurtdışı Sosyal Güvenlik Kurumu borçlanması nedeniyle, … Bankasındaki kendi hesabından Sosyal Güvenlik Kurumu hesabına havale ile 27.995,91 TL gönderdiğini belirterek, davalı nam ve hesabına borç olarak yapmış olduğu bu ödemenin tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise, davacının söz konusu ödemeyi yaptığını kabul etmekle birlikte, bu ödemenin, gerek kendisi gerekse eşi tarafından daha önce davacıya gönderilen ailenin ortak parasından yapıldığını, borç vermenin söz konusu olmadığını savunarak, gerekçeli inkarda bulunmuştur. Bu durumda davacı tarafından dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna, davalının nam ve hesabına yapılan ödemenin, daha sonra davalı tarafından iade edilmek kaydıyla, başka bir ifade ile borç olarak yapıldığını ispat etme yükümlülüğü, onu iddia eden davacıya ait olup, mahkemenin aksi yöndeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. Davacının kendi banka hesabından, dava dışı SGK hesabına yapmış olduğu havalede, “… yurt dışı borçlanması” ifadelerinin yazılı olması, ödemenin davalı hesabına borç olarak yapıldığını da göstermemektedir. Ne var ki davacı ve davalı arasında herhangi bir senet düzenlenmemiş olmakla, davada “senede karşı senetle ispat zorunluluğu”ndan söz edilemeyeceğinden, kayınpeder- gelin olan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için davada tanık dinlenmesi mümkündür. O halde mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davacıdan tanık dahil tüm delilleri ile, davalıdan da karşı delilleri sorularak, davacıya gerektiğinde yemin delili de hatırlatılmak suretiyle, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile ve ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.