YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/856
KARAR NO : 2011/3132
KARAR TARİHİ : 11.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, köy ihtiyar meclisi kararıyla 1972 yılında üç ayrı taşınmaz satın aldığını, bedellerini ödediğini ileri sürerek 3500 m2’den ibaret taşınmazın 102 sayılı parselden ifraz edilerek adına tescilini istemiştir.
Davalı, bedelin ödenmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, satışın resmi biçimde yapılmadığı, 442 sayılı Köy Kanununun 44.maddesinin 4753 sayılı (mülga) Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 64.maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davada köy ihtiyar meclisinin 26.03.1972 tarihli satışa ilişkin kararına dayanılmıştır. Gerçekten, 442 sayılı Köy Kanununun 44.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, köy ihtiyar meclisinin bu tür nitelikteki taşınmazları arazisi olmayanlara vermek ve bedelini köy sandığına ödenmek üzere tahsil etmek yetkisi bulunmaktadır. Diğer taraftan, köy tüzel kişiliğinin yaptığı bu satış işlemi kaymakamlıkça 29.01.1976 tarihinde onaylanmıştır. Yasada ve Yargıtay uygulamasında, bu tür satışların resmi biçim koşuluna uygun yapılması aranmamakta, sadece satışın geçerliliği için kaymakamlık onayı şartı aranmaktadır. (Yargıtay 7.HD 21.02.2000 tarihli, 2000/729-795 sayılı kararı) Dairemizin uygulaması da bu doğrultudadır. (Yargıtay 14 HD, 06.05.2010 tarihli, 2010/4124-5233 sayılı kararı) Bunların dışında, köy ihtiyar meclisinin niteliği satışa elverişli bir taşınmazı köyde oturan ve taşınmaza ihtiyacı olan kişilere satmasına olanak sağlayan 442 sayılı Kanunun 44.maddesi mahkemece kabul edildiğinin aksine, mülga 4753 sayılı Kanunun 64.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış değildir.
Ne var ki, 26.03.1972 tarihli satış davacının iddia ettiği gibi 102 sayılı parselden yapılmamış, kararda aynen “…köyümüz ihtiyar heyeti muhtar Abdullah Karamancı başkanlığında toplanarak 10.03.1972 tarih ve 87 no’lu kararla satılmasına karar verilen ve 202 parselden ayrılma, birinci parselden dokuzuncu parsele kadar olan parsellerden 1.parselden 5.parsele kadar olan 5 parsel 26.03.1972 günü taliplilerine ihaleleri yapılarak satılmış ve bedelleri alınmıştır. Şöyle ki; 1.parsel Ilıca Köyünde en çok pey süren Ali Sert’e 8.500,00 TL’ye ihalesi yapılmış ve bedeli alınmıştır 2.parsel Ilıca Köyünden en çok pey süren Ali Sert’e 11.501,00 TL’ye ihalesi yapılmış ve bedeli alınmıştır.. 3.parsel Ilıca Köyünden en çok pey süren Ali Sert’e 10.400,00 TL’ye ihalesi yapılmış ve bedeli alınmıştır…” sözlerine yer verilmiştir. Görülüyor ki, satış dava konusu 102 sayılı parsele değil, 202 sayılı parsele dairdir. Öte yandan, bedellerinin alındığı belirtilmekle beraber, satılan taşınmazların yüzölçümü kararda gösterilmemiştir. Mahkemece de, ortadaki aykırılığın neden kaynaklandığı davacıya açıklattırılmamıştır.
Yapılan bu saptamalara göre mahkemece, öncelikle ihtiyar heyeti kararında satışın 202 sayılı parsel üzerinden yapılmasına rağmen, neden 102 sayılı parselde hak iddia edildiği davacıya açıklattırılmalı, köy ihtiyar heyetinin satışı bir krokiye bağlı olarak yapıp yapmadığı hususu üzerinde durulmalı, davacı inandırıcı bir şekilde satışın kararda 202 sayılı parselden bahsedilmesine rağmen 102 sayılı parsel üzerinden yapıldığını açıklayabilirse, yerinde keşif yapılmalı, ödenen satış bedellerine karşılık gelecek taşınmazın yüzölçümü gerek duyulursa bilirkişiye incelettirilmeli, satışa konu taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığını sorulup saptanmalı, ifrazı olanaklı ise o şekilde, ifraz olanağı yoksa paylı olarak istem hüküm altına alınmalı, bu sebeple aksi takdirde dava şimdiki gibi reddolunmalıdır.
Yukarıda değinilen hususlar bir yana bırakılarak davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.