Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1576 E. 2011/3581 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1576
KARAR NO : 2011/3581
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, 02,12.1999 tarihli adi yazılı düzenlenen temlik işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı … A.Ş., kendilerinin 02.12.1999 tarihli sözleşmenin akit tarafı olmadığını, sözleşmenin dava dışı … A.Ş. ile düzenlendiğini, bazı şirket yöneticilerinin her iki şirkette de görev almalarının kendilerini bağlamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket ile dava dışı … A.Ş. arasında organik bağ bulunduğundan, ödenmeyen sözleşme bedeli 3.000,00 USD’ın ödenmesi halinde çekişme konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı şirket temyiz etmiştir.
Gerçekten, 02.12.1999 tarihli adi yazılı sözleşmenin tarafları davacı ile dava dışı … A.Ş.’dir. Bu sözleşme mahiyeti itibariyle, yüklenici ile onun temlik ettiği üçüncü kişi durumundaki davacı arasında düzenlenmiş bir temlik sözleşmesidir. Dosyadaki bilgilerden, temlik işleminde bulunan … A.Ş:’nin 03.06.2005 tarihinde iflas ettiği, sözleşmenin iflastan önceki bir tarihte yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ticaret mahkemesinin iflasa karar vermesi anında, borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin, masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve müflisin masasına geçer. Müflis ile iflastan önce yapılan ve müflisin borçlu olduğu bir sözleşmenin aynen ifası masadan istenebilir. Ne var ki bunun için de, kazanılan kişisel hakkın 2644 sayılı Kanunun 26.maddesinden yararlanılarak tapuya şerh verilmesi, bu şekilde üçüncü kişilere ve bu arada müflisin masasına da ileri sürülebilir hale getirilmesi gerekir. Aksi takdirde, hiçbir zaman temlik alacaklısı masadan ayın talebinde bulunamaz. Bu gibi durumlarda, kişisel hak sahibinin ayın talebi yerini, sözleşmeye konu taşınmazın iflas anında saptanacak değeri olan para alacağı alır. Başka bir deyişle, belirtilen koşul yerine getirilmeden, sözleşmenin aynen ifasını talebe olanak yoktur. Kaldı ki, gerek ayın talebinin gerekse para alacağının muhatabı davalı şirket değil, müflis şirketin masasıdır.
Yapılan bu saptamalara göre, davanın reddi yerine sözleşmenin karşı tarafı olmayan davalı şirketi sorumlu kılacak biçimde istemin kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.