Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/13300 E. 2011/1711 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13300
KARAR NO : 2011/1711
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalı taraf ile 27.01.2005 tarihli akaryakıt satışına konu sözleşmenin imzalandığını,sözleşmeyle belirlenen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiklerini, davalı taraftan akaryakıt fiyatlarının aşırı yükselerek katlanamaz hal alması nedeniyle fiyat farkı talep ettiklerini, kabul edilmediğini, sözleşmede her ne kadar fiyat farkı talep edilmeyeceği kararlaştırılmış ise de,işin konusu akaryakıt olup, ithal edilmesi nedeniyle sürekli fiyat ayarlaması yapılan bir emtia olduğunu,05.05.2005 tarihli bakanlar kurulu kararının 2. maddesi ile 4734 sayılı yasanın 6/f bendinin yürürlükten kaldırıldığını, bu nedenle fiyat farkı verilmesi gerektiğini, 05.05.2005 tarihinden sonrası itibariyle 28.11.2005 tarihine kadar oluşan fiyat farkı 249.295 TL ve KDV 44.873 TL olmak üzere toplam 294.168 TL’nin temerrüt tarihi olan 05.08.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmede ve şartnamede fiyat farkı verilmeyeceğinin kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede fiyat farkı istenemeyeceğinin öngörüldüğü, sözleşme hükmünün tarafları bağlayacağı, davacının sözleşmeye uyması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında 27.01.2005 tarihli sözleşme yapıldığı, sözleşme süresinin 339 gün olduğu anlaşıldığı gibi bu husus tarafların da kabulündedir. Uyuşmazlık, davacının fiyat farkı isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 15. maddesinde “ Yüklenici, varsa süre uzatımı da dahil olmak üzere sözleşme süresince, sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi,resim,, harç vb. mali yükümlülüklerde artışa gidilmesi veya yeni mali yükümlülüklerin ihdası gibi nedenlerle fiyat farkı verilmesi talebinde bulunamaz.’’ yazılıdır. Anayasamızın 48 ve BK. 19. maddeleri gereğince hukukumuzda akit serbestisi vardır. Taraflar, yasaya, ahlaka ve adaba aykırı olmadıkça istedikleri konuda sözleşme yapabilecekleri gibi, sözleşmeye de istedikleri hükümleri koyabilir. Akit serbestisinin sonucu olarak taraflar sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini de yerine getirmelidir. Bu nedenle kural olarak davacı satıcı sözleşmenin yukarıya alınan hükümleri doğrultusunda fiyat farkı isteyemez. Ancak 5.5.2005 tarihli resmi gazetede yayımlanan ve yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararnamesi Petrol ürünleri için satıcıya fiyat farkı ödenmesini kabul etmiştir. Bu bağlamda 24.11.1986 tarihli ve 1986/2-2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince Bakanlar Kurulu Kararnamesinin yürürlüğe girdiği 5.5.2005 tarihinden öncesi teslim edilen akaryakıt bedeli için fiyat farkı istenemez. Davacının talebi de kararnamenin yürürlüğünden sonraki dönemde teslim edilen akaryakıt bedellerine ilişkin olmakla yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 7.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.