Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/13629 E. 2011/2916 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13629
KARAR NO : 2011/2916
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, Davalının şirket bünyesinde yaklaşık 4,5 yıl çalıştığını, bu çalışmaları esnasında birçok defa borç aldığını, davalının müvekkili şirketten almış olduğu borç tutarının 15.738,00 TL olduğunu, davalının müvekkili şirkete ait … Bankası … Şubesinden kısım kısım olmak üzere toplam 15.738,00 TL para çektiğini, icra takibine geçilmesine rağmen davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; borçlu …’in takibe ve ferilerine yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalının % 40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacı şirkette 2001 yılından 2005 yılına kadar maaşlı olarak çalıştığını, çekilen paralardan toplam 3200 TL’nin kendi maaşı olduğunu kalan kısmın ise talimat gereği çekerek şirket için kullanılan paralar olduğunu, davanın kötüniyetli olarak ikame edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, Davanın Reddine, asıl alacağın % 40 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı işçinin daha önce işvereni olduğunu ve çalıştığı süre içerisinde kendisinden aldığı borcu ödemediğini belirtmiş, davalı işçi ise aldığı paranın borç olmayıp, bir kısmının kendi ücreti olduğunu kalan miktarın ise işverence verilen talimata uygun olarak harcandığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunup, bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir ve fakat uyuşmazlık davacı İşveren tarafından davalıya verilen paranın niteliğinden kaynaklanmaktadır.
4857 sayılı Kanunun 1.maddesinde kanunun kapsamı belirtilerek, “Bu Kanunun amacı işverenler ile bir … sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bu kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.” denilmektedir. 5521 sayılı … Mahkemeleri Kanunun 1.maddesinde ise “… Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında … akdinden veya … Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi görevinin … mahkemelerine ait olduğu” belirtilmiştir.
Davacı şirket ile davalı arasındaki ihtilafın, davalının davacı şirket bünyesinde çalıştığı dönemden kaynaklandığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın … Mahkemesince karara bağlanması gerektiği anlaşılmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, yargı çevresinde müstakil … mahkemesi mevcut ise görevsizlik kararı verilmesi aksi halde … mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması gerekirken yazılı şekilde genel mahkeme sıfatıyla hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler ile davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenler ile davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 28.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.