YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10467
KARAR NO : 2012/45534
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit, Hakaret, Mala Zarar Verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık hakkında mala zarar verme ve tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müştekinin babasına ait değirmenin camlarını kırmak suretiyle zarar vermesi ile ilgili olarak mal sahibinin dinlenilmemesi, kendisinin başvuru ve şikayeti
bulunmadığından bir noksanlık olarak görülmemekle, şikayet yokluğu nedeniyle verilen kamu davasının düşürülmesine dair karar ile müştekinin 24.12.2009 tarihli duruşmada “sanığın kendisine karşı tehdit içeren söz kullanmadığına” dair beyanı ve olayın doğrudan tanığı olan jandarma er’lerinin anlatımları karşısında, eylemin subut bulduğuna dair bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek, sanığa atılı tehdit suçundan mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Üst C. Savcısı ve O Yer C. Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa yüklenen hakaret suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılmasının şikayete bağlı olması, derhal beraat kararı verilebilecek bir halin bulunmaması, ayrıca müştekinin 24.12.2009 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçmesi ve sanığın da vazgeçmeyi kabul etmesi karşısında, sanık hakkında şikayet yokluğu nedeniyle CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi yerine beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından “sanığa atılı hakaret suçundan beraatine” ilişkin kısım çıkartılarak yerine “sanığa atılı hakaret suçundan şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine” yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.