Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/15959 E. 2012/17347 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15959
KARAR NO : 2012/17347
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan … gelmiş karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davaya konu … nolu parselde bulunan 840 m2 ev ve arsasının tapuda kendisinin ve davalıların murisi … adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın imar düzenlemesi sonucunda … Hazinesi, muris … ve kendisi adına kaydedildiğini, evin kendisine ait olduğunu, arsanın Maliyeye ait olan kısmını satın aldığını, davalılara ait 547 m2 lik arsanın ise 2006 yılında davalılar tarafından kendisine satıldığını, satış işlemi karşılığında toplam 12.000,00 TL yı davalı …’a ödediğini, onun da bu parayı diğer davalılara hisseleri oranında dağıttığını, tapudaki devir işleminden sonra 3.000,00 TL daha ödeyecekken davalıların tapuda devir işlemini yerine getirmediklerini, bunun üzerine izale-i şuyu davası açmak zorunda kaldığını, davanın sonucunda ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, satış işleminin kesinleştiğini ve 12.000 TL ödediği taşınmazı bu defa ihaleden almak zorunda kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12.000,00 TL alacak ile 100,00 TL müspet, 100,00 TL menfi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … duruşmadaki beyanında, 27.06.2007 tarihli belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, davacıya haricen satmış olduğu dava konusu taşınmaza ilişkin 12.000 TL yı tüm mirasçılar adına aldığını, davacının kendilerine 3.000,00 TL borcunun kaldığını, her ne kadar haricen taşınmaz davacıya satılmışsa da, bu aşamada mirasçılardan birinin ölmesi nedeniyle tapuda satış işlemi gerçekleştirilemediğini, sonrasında izale-i şuyu davası açıldığını, 12.000,00 TL almış olduğu satış bedelini tüm mirasçılara paylaştırdığını savunmuştur.
Diğer davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 12.000,00 TL alacak, 8.153,33 TL müspet zarar, 5.501,04 TL menfi zararın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
27.06.2007 tarihli belgeden davacı ile davalılardan … arasında arsa karşılığı olarak bir alışveriş olduğu ve bu belgeye göre davacının davalı …’e 12.000 TL para ödediği, diğer davalılara herhangi bir ödeme yapmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir taşınmaz satış sözleşmesinin varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Ancak davacı ile davalı … arasında geçersiz taşınmaz satış sözleşmesinin bulunduğundan bahsedilebilir. Geçersiz satış sözleşmesine dayalı olarak tarafların aldıklarını iade ile mükellef olduğu nazara alındığında, davacının sadece davalı …’a ödediği parayı talep hakkı vardır. Bunun dışında müspet ya da menfi zarar yönünden herhangi bir talep hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle toplanan delillere göre, davalı … yönünden geçersiz sözleşmeye dayalı olarak verilmiş bulunan 12.000,00 TL nın iadesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle diğer davalıları da kapsayacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 4.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.