Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10279 E. 2011/1684 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10279
KARAR NO : 2011/1684
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; avukat olduğunu, davalının vekili olarak kamulaştırmasız el atma davası ile şuyulandırma sonucu işgal edenler yönünden müdahalenin men-i davalarını açtığını, 22.10.2007 tarihinde haksız olarak azledildiğini, davalı ile aralarında 14.11.2002 ve 29.11.2006 tarihli iki ayrı ücret sözleşmesi olduğunu, toplam 12.309,80 YTL vekalet ücreti alacağının bulunduğunu alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, ıslah ile de dava değerinin 15.216,16 YTL üzerinden hesaplanmasını istemiştir.
Davalı; azlin haklı olduğunu, 7.362,56 YTL harç iadesini vermediğini, şufa davasında aldığı 23.000,00 YTL den 10.000,00 YTL.yi kendisine ödediğini, kalanı vermediğini, diğer dosyalar için 3.000,00 YTL keşif masrafı almasına rağmen yatırmadığını ve keşfe gidilemediğini, davacıya güveninin kalmadığını, kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının itirazının iptali ile inkar tazminatının reddine karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizce verilen 14.02.2009 tarihli Bozma ilamı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının azil sebeplerinin değerlendirilmeye alınmadığı, belirtilerek davalının azil sebepleri de tartışılmak sureti ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı sonrası mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, Davacının davasının kabulüne, % 40 İcra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma ilamı sonrası davacı tarafından dosya içerisine sunulan 29.05.2009 tarihli dilekçe ile, davaya ve icra takibine konu borcun davalı tarafından ödendiği, alacağın tahsil edildiği, davalının ibra edildiği, davanın konusuz kaldığı belirtilerek, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi talep edilmiştir.
Bilindiği gibi “İbra”, alacağın tasfiyesini içeren tasarrufi bir sözleşmedir. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada ibranamenin varlığı, bir borcun tam yada kısmen ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel bir sukut nedeni olarak kabul edilmektedir. (Fevzi Necmettin Fevzioğlu, Borçlar Hukuku Umumi Hükümler Cilt II, İst. 1969, Sayı 351) Diğer bir ifade ile ibra, alacaklının borçlusunu borcundan beri kılmak onu borçtan kurtarmak amacıyla yapılan bir sözleşmeyi ifade etmektedir (Von Tuhr.Borçlar Hukuku- Cevat Edege Çevirisi,Cilt II Sh.695). Somut olayda da davacı tarafından dosya içerisine sunulan 17.1.2005 tarihli dilekçe içeriğine göre, davaya ve icra takibine konu borcun davalı tarafından ödendiği, alacağın tahsil edildiği belirtilmek suretiyle davalının ibra edildiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece bu ibraname üzerinde durularak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 166.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.