YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7663
KARAR NO : 2011/2746
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı şirket tarafından yapılacak … merkezinin 2. bodrum kat 44 nolu bağımsız bölümünü satın aldıklarını, 140 m2 olarak inşa edilerek teslim edilmesi gereken bağımsız bölümün şartname ve eki belgelerde yazılı olandan daha küçük (100 m2) imal edildiğini, bazı kısımların yürüyen merdivene dahil edildiğini, davalının eksik imal edilen yüzölçüme denk gelen meblağı ödeyeceğini beyan ettiğini, ancak zararlarının bu meblağla karşılanamayacak kadar fazla olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, şartname kapsamında davalıya olan mevcut borçlarının takas ve mahsubuna karar verilmesini istemişler, 04.09.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile, taleplerini 104.067-TL’ye çıkartmışlardır.
Davalı şirket, yüzölçümü eksikliğinin bilgileri ve istekleri dışında gerçekleştiğini, davacıların mağduriyetlerinin giderilmesi için ölçü miktarındaki değişiklik nedeniyle oluşan zararı iade etmeye hazır olduklarını, ancak davacıların önerilen meblağı kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının eksik ifayı kabul ettiği ve B.K 215. maddesi gereğince sorumlu olduğu gerekçesiyle, bağımsız bölümün 140 m2 inşa edilmiş olması halinde dava tarihi itibariyle ulaşacağı değer ile 101 m2 inşa edilmesi halinde ulaştığı değerin mahsubu sonucunda bulunan 104.067-TL’nin davalıdan tahsiline, davacıların varsa satış bedelinden dolayı borçlarının davalı yararına infazda takas ve mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların, net alanı 140 m2 olarak belirtilen bağımsız bölüm davalı şirketten satın aldıkları, ancak teslim edilen bağımsız bulunan net alanının vaad edilenden daha az olduğu (101 m2) konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, bağımsız bölümün 140 m2 inşa edilmiş olması halinde dava tarihi itibariyle ulaşacağı değer ile 101 m2 inşa edilmesi halinde ulaştığı değerin mahsubu sonucunda bulunan miktara hükmedilmiştir. Oysa ki, davacıların talep edebilecekleri tazminat miktarının hesaplanmasında, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin esas alınarak bu bedel üzerinden gerekli indirimin yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir
3-HUMK’nun 381.maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK’nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389.maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda; mahkemece, hüküm fıkrasında; “…davacının varsa satış bedelinden dolayı borçlarının davalı yararına infazda takas ve mahsubuna” denilmekle, takas ve mahsup edilecek miktarın açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmemesi nedeniyle infazda tereddüt yaratacak mahiyette hüküm kurulmuştur. Anılan yasa maddelerine uygun düşmeyecek şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.405.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.