Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26288 E. 2011/19498 K. 20.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26288
KARAR NO : 2011/19498
KARAR TARİHİ : 20.12.2011

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. (iki kez) maddesi gereğince 3.000,00 ve 3.250,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2010 tarihli ve 2009/962 esas, 2010/108 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21/01/2011 gün ve 2010/969/5369 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2011 gün ve 2011/62981 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararının sanığa 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. ve Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesi hükümlerine aykırı olarak tebliğ edilmesi sebebiyle söz konusu kararın kesinleşmediği belirtilerek 13/10/2010 tarihli ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-10-7491-2010/11961/63290 sayılı yazımızla dosyanın iade edilmesi üzerine, anılan Mahkemenin 01/11/2010 tarihli ve 20009/962 dosya sayılı yazısı ile, tebligatın usulüne uygun olduğu belirtilerek dosyanın yeniden gönderildiği gözetilerek yapılan incelemede;
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra, sanığın savunması alınmaksızın karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilmek suretiyle yokluğunda hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince tebliğ edilerek hükmün kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise 35. maddenin son fıkrasında gösterilen ayrıksı durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında, Tebligat Kanunu’nun 35/son ve Tebligat Tüzüğünün 55/son maddeleri uyarınca “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşların ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeye nazaran, söz konusu yasa hükmü uyarınca, daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen ya da anılan kurum ve kuruluşlara bildirilen adreslerdeki değişikliklerin bildirilmesi durumunda da, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki hükümlerin uygulanacağı dolayısıyla, daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese, mahkemece önce bu adresin değişip değişmediğinin bilinmemesi nedeniyle anılan Kanun’un 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca sanığın adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, tebliğ olunacak evrakının bir nüshasının eski adrese (bilinen en son adrese) ait binanın kapısına asılması gerekeceği ve kapıya asma tarihinin tebliği tarihi sayılacağı, bu tebligattan sonraki tebligatlarında; sanığın adresinin hâlâ bilinememesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılacağı cihetle yargılama aşamasında sanığın Jandarma Karakol Komutanlığı aracılığıyla alınan ifadesi sırasında bildirdiği adres olan “Balıklıçeşme Beldesi- Biga” adresine çıkarılan açıklamalı davetiyenin muhatabın adresten ayrılmış olması nedeniyle bila tebliğ iadesi üzerine Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapılacak araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda anılan Yasanın 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken söz konusu araştırma yapılmadan doğrudan 35. madde uyarınca tebliğ edildiği ve bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında; yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.