Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/15606 E. 2012/17172 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15606
KARAR NO : 2012/17172
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … 2.Aile Mahkemesinin 2007/1206 esas ve 2007/1165 esas sayılı dosyalarında davalıyı vekil olarak temsil ettiğini, ayrıca … Demircikara Polis Merkezinde davalının sorgusunda müdafi olarak hazır bulunduğunu, … C.Başsavcılığının 2007/67787 Hazırlık no’lu dosyasında da davalıyı temsil ettiğini, ancak vekalet ücretleri ödenmediği gibi, 28.2.2008 tarihinde de haksız olarak azledildiğini, ücret alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, boşanma için verdiği vekaletname ve bu konuda açılmış olan davalarla ilgili ücretini 4.000,00 TL olarak peşin ödediğini, davacının kendisinden herhangi bir alacağı kalmadığını, kaldı ki davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle, 1.4.2011 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacının hak etmiş olduğu vekalet ücretinden daha önce ödenmiş olan 4.000,00 TL’nin mahsubu suretiyle ve taleple bağlı kalınarak, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendi kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının, davalıya vekaleten takip etmiş olduğu … 2. Aile Mahkemesinin 2007/1165 esas sayılı boşanma davasında talep edilen 250.000,00 TL maddi tazminat talebiyle ilgili olarak “talebin, evlilik süresince edinilmiş mallara ilişkin olması nedeniyle, azil olmasa ve dava devam ediyor olsa idi dava tefrik edilerek tazminata ilişkin kısmı nispi harca bağlanacağı” gerekçesiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi oranlara göre ve Avukatlık Kanununun 164/4. Maddesine göre de %10 üzerinden vekalet ücreti hesabı yapılmıştır. Yanlar arasında ücret sözleşmesi bulunmadığından hukuki yardımın başladığı yada vekaletin verildiği tarih gözetilerek Avukatlık Yasasının ilgili hükümleri uyarınca ücret belirlenmelidir. Konusu para ile değerlendirilemeyen dava ve işlerde AAÜT uyarınca hesaplanan uyuşmazlık davanın konusunun parayla ölçülüp ölçülemeyeceği konusunda toplanmakta olup, mahkemece, az yukarıda açıklandığı üzere dava değeri esas alınmıştır. Oysa ki söz konusu boşanma dosyasının ibraz edilmiş olan fotokopi örneği incelendiğinde, maddi tazminat talebinin dosyadan tefrik edilmeyerek 10.6.2009 tarihli kararla reddedildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar kararın temyizi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2009/15723 esas ve 2010/19208 karar sayılı ilamında, “maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle” karar, 23.10.2010 tarihi itibariyle bozulmuş olup, dosyanın bundan sonraki safahatı bilinmemekte ise de, taraflar arasındaki vekalet ilişkisi 28.2.2008 tarihli azille birlikte sona erdiğinden, vekalet ücretinin azil tarihindeki mevcut duruma göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle boşanma davası ile birlikte açılan maddi tazminat talebinin, davacının azlinden sonraki bir zamanda dosyadan tefrik edilerek, nispi harca bağlanması halinde dahi, bu durum sonuca ve ücret hesabına etkili olmayacaktır. Azil tarihindeki duruma göre, davacı tarafından vekaleten takip edilen boşanma davası, para ile ölçülemeyen bir dava olup maktu vekalet ücretine tabidir. Boşanma ile birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminat ve nafaka istemleri ise, boşanma talebine bağlı fer’i nitelikteki talepler olup, harca tabi olmadığı gibi, vekalet ücreti yönünden de dikkate alınamazlar. Buna göre, boşanma talebine bağlı fer’i nitelikteki sözü edilen taleplerle ilgili Avukatlık Kanununun 164/4 ve 164/son maddelerine göre vekalet ücreti hesabı yapılan bilirkişi raporu isabetsiz olup, hükme esas alınamaz. O halde mahkemece, açıklanan hususlar doğrultusunda davacının talep edebileceği ücret belirlenip, daha önce ödendiği kabul edilen ücret miktarı da göz önünde tutularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, azil tarihindeki mevcut duruma göre değil, dosyanın ilerde geçirebileceği safahatla ilgili yapılan varsayıma göre ücret hesabı yapan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA.
900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 3.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.