YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/460
KARAR NO : 2011/7683
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve bir kısım davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıların murisi … …’nun vefatından önce kanser hastalığına yakalandığını, hastalığı nedeniyle sürekli kana ihtiyacının olduğunu, bu hastalığı nedeniyle ilaç ve kan parası olarak 70.000 TL ödeme yaptığını, yaklaşık 1 -1,5 yıl kadar bu şekilde murise yardımcı olduğunu, vefat etmeden önce de murisin 70.000 TL bedelli bir adet senedi imzalayarak kendisine teslim ettiğini belirterek 70.000 TL alacağının davalılardan reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Bir kısım davalılardan … ve …, dava konusu senet altındaki imzanın murise ait olmadığını, senedin sahte olduğunu, kaldı ki davacının senedi talil ettiğini, senedin ispat gücünün kalmadığını savunarak davanın reddini dilemişler, birleşen davaları ile dava konusu senetten ötürü borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıların murisine hastalığı sebebiyle nakdi yardımda bulunduğunu ileri sürerek alacağının tahsili istemli eldeki davayı açmış ve davalıların murisince imzalanmış 8.10.2004 vade tarihli, 70.000 TL bedelli, nakden kaydını 2011/460-7683
Içeren bonoya dayanmıştır. Mahkemece, nakden kaydını taşıyan bononun ilaç ve kan bedeli olarak malen düzenlendiği, böylelikle senedin talil edildiği, ispat yükünün yazılı belge karşısında davalı tarafta olmasına rağmen senet talil edildiğinden ispat yükünün davacı tarafta olduğu, HUMK’nun 288 ve 290 maddeleri gereğince yazılı belge ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Davaya konu bononun 7.10.2004 tanzim ve 8.10.2004 vade tarihli olduğu ve nakden kaydını içerdiği bononun incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. (TTK m 691/1) Bonoda şekil şartları TTK m 688’de sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Bu zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlarda vardır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Buna karşılık bonoya isteğe bağlı olarak, bedelinin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Prof Dr. Reha Poroy Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası … 1989 s. 237 vd.)
Yerleşik Yargıtay İnançlarında kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, senedin bono niteliğini etkilemez. Bu tür kayıtlar, bonoyu düzenleyenin, “lehdardan karşı edimi aldığını” belirtmeğe yarar. Kambiyo hukuku yönünden önemi yoktur. Bedel kayıtları daha çok bonoyu düzenleyenle, lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda (HUMK. md. 290) önem kazanır ve kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (Y.İBK. 12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı).
Somut olayda, davacının davalıların murisine ödünç para vermek, hastalığı sebebiyle gerekli olan kan ve ilaç paralarını ödemek şeklinde nakdi yardımda bulunduğu anlaşılmaktadır. Açıkça görüleceği üzere taraflar arasındaki 2011/460-7683
ilişkinin niteliği göz önüne alındığında ta’lil söz konusu değildir. Hal böyle olunca; mahkemece tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, senedin talil edildiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.