Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11108 E. 2012/46024 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11108
KARAR NO : 2012/46024
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi Yaptırmamak için Direnme, Kamu Malına Zarar Verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine
giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yağma olayı ile ilgili hakkında soruşturma bulunan sanığın Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine Bahçelievler polis merkezinde nezarete konulduğu, nezarette bulunduğu sırada alkolün etkisi ile nezarette bulunan kameranın kablolarını kopardığı, bunu gören görevli polis memurlarının nezarethaneye girerek sanığı engellemek istedikleri ancak sanığın nezarethanenin kapısının arkasına oturma bankını dayayarak katılan ve mağdurun nezarethaneye girmelerini engellediği, kapıyı zorlayarak mağdur ve katılanın içeriye girdiği, sanığı sakinleştirmek için çıkarmak istediklerinde sanığın katılan …’a yumruk vurduğu, daha sonra sanığın etkisiz hale getirildiği olayda, mahkemenin kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Suçtan zarar gören ve sanığın eylemi sonucu yaralanan müdahil …’un davaya katılmasında hukuki yarar bulunduğu ayrıca 5237 Sayılı TCK’nın 265. maddesine göre, kamu görevlisine görevi yapıtırmamak için cebir ve tehdit kullanılmasının suç olarak düzenlendiği, olayda sanığın öncelikle nezarethanedeki eşyalara zarar vererek kamu malına zarar verme suçunu işlediği, bu suçun işlenmesinden sonra ilgili Polis merkezindeki polis memurlarının, sanığın bu eylemlerine engel olmaya çalıştıkları ve görevleri gereği müdahalede bulundukları, bunun üzerine sanığın katılan polis memuru Ferzende’yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, her iki eylemin farklı kastlarla işlendiği, sanığın mala zarar verme eylemini gerçekleştirdikten sonra buna engel olmaya çalışan görevlilere direndiği, her iki eylem açısından gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerektiği, 5237 Sayılı TCK sistemi çerçevesinde, sanığın bütün eylemlerinin ayrı ayrı cezalandırılacağı yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun sanık tarafından birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğu dikkate alınarak tebliğnamede bu hususlarda bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.