Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/10480 E. 2016/13720 K. 27.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10480
KARAR NO : 2016/13720
KARAR TARİHİ : 27.12.2016

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Her iki sanık hakkında; TCK’nın 85/2, 22/3, 62. maddeleri gereğince mahkumiyet

Dairemizce verilen 05.05.2016 gün ve 2015/3458 – 2016/7997 sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmekle, 22.09.2016 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirildi;
İncelenen dosyada, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.01.2014 tarih, 2012/374 – 2014/26 sayılı kararı ile taksirle yaralama suçundan sanıklar … ve …’ın TCK’nın 85/2, 22/3, 62. maddeleri gereğince ayrı ayrı 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın sanıklar müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.05.2016 tarih, 2015/3458 Esas, 2016/7997 Karar sayılı ilamı ile onanmasına oy çokluğu ile karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “somut olayda bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında uygulama yapılması” gerekçesiyle onama ilamına itiraz edilmekle,
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- 05.05.2016 gün ve 2015/3458-2016/7997 sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASINA,
3- 28/11/2011 günü Bitlis İli Ahlat İlçesi Çok Programlı Lisesinde yasal dayanağını 7126 sayılı Sivil Savunma İle İlgili Teşkil ve Tedbirler Tüzüğü’nün 56 – 71. maddelerinde bulunan düzenleme; İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 15/11/2011 tarih, B.08.4.MEM.013.24.00.95.99/15984 sayılı emir ve talimatları doğrultusunda deprem ve yangın tatbikatı icra edilmiştir. Deprem tatbikatı başarıyla sonuçlandırılmış, sıra yangın tatbikatına gelmiş, yangın tatbikatı öncesi bahçede bir miktar odun tutuşturulmuş, alevleri söndürmek için 2 adet yangın tüpü olay mahallinde bulundurulmuş; öğrenciler okul bahçesinde toplanmışlar, okul gazetesine fotoğraf koymak için cılız şekilde yanmakta olan ateşin harını artırmak amacıyla sanık …, öğrenci …’e “git makine bölümünden tiner getir!” demiş, sanık … fotoğraf makinesiyle tatbikat mahallinde konuşlanmış, tiner kutusuyla olay yerine dönen …’ten, sanık … tinerden bir miktar ateşe boşaltmasını istemiş; tinerin yanan odun kütlesine boşaltılmasıyla kimyasal tepkime oluşması neticesinde olay mahallinde bulunan ve vücudunda ciddi yanıklar oluşan … vefat etmiş; öğrencilerden …, …, …, Muhammet Azapağası çıkan yangın sonucu basit tıbbi tedaviyle giderilmeyecek şekilde yaralanmışlardır.
Bu tür tatbikatların uzman sivil savunma ekiplerince yapılması, icra edilmesi gerekirken; deprem yangın konularında herhangi bir bilgi ve deneyim sahibi olmadığı halde, sanık …’ın idarece bu konuda görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Sanıkların sivil savunma konusunda ciddi bir eğitimden geçtiklerine, bu konuda uzman olduklarına ilişkin haklarında herhangi bir somut veri yoktur. Ayrıca sanık …’ın sivil savunmaya ilişkin bir görevi olmadığı gibi sadece okul müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Tiner’in oldukça parlayıcı bir madde olduğunun herkes tarafından bilindiğine ilişkin tez varsayıma dayalı bir tezdir. Hadise anlık gelişmiş, bir akıl tutulması yaşanmış, olay yerinde oluşabilecek olumsuz durumlara karşı ambulans, itfaiye hazır bulundurulmadığı için vahim, üzücü sonuç ortaya çıkmıştır. TCK’nın 22/(3) maddesine göre: “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.” düzenlemesi içermektedir. Sanıklardan … okul müdür yardımcısı, sanık … ise elektrik öğretmeni olup, tinerin yakıcı, ateş tutuşturucu özelliğini bildikleri kabul edilse dahi parlayıcı özelliğini bildiklerine ilişkin bir delil mevcut değildir. Zaten bu durumu sanıklar bilseydi, öğrencilerini hayati tehlike arz edecek bir ortamda bulundurmaları ve tehlikeye atmaları düşünülemezdi. Olayın meydana gelmesinde sanıkların taksirli hareketlerinin olduğu şüphe götürmez bir gerçekse de, eylemin bilinçli taksir sonucu meydana geldiği kabul edilemez. Bu açıklamalar ışığında sanıkların eyleminde bilinçli taksirin koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, haklarında TCK’nın 22/3. maddesinin tatbiki ile fazla ceza tayini,
İsabetsiz olup, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28.01.2014 tarih, 2012/374 -2014/26 sayılı kararının bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA 27/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.