Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/14641 E. 2017/9609 K. 30.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14641
KARAR NO : 2017/9609
KARAR TARİHİ : 30.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık …’ın beraatine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanık …’ın, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 10/04/1982 tarih ve 13751 sayılı kararı ile tescilli, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile Tarihi Yaramada Kentsel ve Tarihi Sit alanında kalan Büyük Valide Han girişinde yer alan yapının diğer sanık …’ın talebi doğrultusunda boya işlerini yaptığı, tescilli taşınmazda gerçekleştirilecek müdahaleler yönünden izin alma sorumluluğunun sanık …’a yüklenemeyeceği ve dava konusu yerin niteliğini araştırma yükümlülüğünün kendisinden beklenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle suç işleme kastı bulunmayan sanığın beraatine hükmedilmesinde netice itibariyle isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; gerekçenin, 6498 sayılı Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirmeye ilişkin bölümü bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2-Sanık …’ın beraatine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dahil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ-yayım-internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh-ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 10/04/1982 tarih ve 13751 sayılı kararı ile tescilli, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile Tarihi Yaramada Kentsel ve Tarihi Sit alanında kalan Büyük Valide Han girişinde yer alan taşınmazda Fatih Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünde görevli uzmanlar tarafından yapılan incelemeler sonunda, bodrum+zemin+asma katlı odada, iç kısımlarda boya ve raf düzenlemesi yapıldığının, ön cephede kaplama ve oda sınırlarınca boya yapıldığının, katlar arasında muhdes merdivenler yapıldığının, han mimarisine uyumsuz saçak yapıldığının, klima motoru monte edildiğinin, kapı ve pencere doğramalarının değiştirildiğinin, zemin katta asma tavan yapıldığının tespit edildiği, taşınmaz maliki sanık …’ın kolluktaki beyanında, taşınmazı satın aldığında eski eser olduğunu bildiğini beyan ettiği anlaşılmakla,
Mahkemece, öncelikle davaya konu taşınmaza ilişkin Kurul onaylı proje bulunup bulunmadığı araştırılıp, onaylı tüm projeler dosya kapsamına alınarak tescilli yapının mevcut durumunun, onaylı projelere uygun olup olmadığının, projelere aykırılık saptanması halinde, aykırılıklar nedeniyle kültür varlığında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, tescilli yapının son halinin kurul onaylı projelere uygun olduğunun tespiti halinde, suçun manevi unsuru oluşmayacağından sanığın beraatine; aksi takdirde, davaya konu müdahaleler nedeniyle kültür varlığının zarar gördüğünün tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-1. cümlesi, zarar görmediğinin tespiti halinde ise, suç tarihi itibariyle İstanbul Fatih Belediyesi bünyesinde faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunduğundan, aynı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.