YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18940
KARAR NO : 2012/20958
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …… … ve vekili avukat … geldi, davacı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya kömür siparişi vererek, bedelini de peşin olarak havale ile gönderdiğini, ancak sipariş konusu kömürlerin teslim edilmediğini, ödediği bedelin iadesi için başlatmış olduğu icra takibine de davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ortakları davacı ve davacının iki oğlu olan dava dışı Kalyak Limited Şirketinin, kendisinden kömür aldığını, dava konusu havalelerin de, davacı tarafından adı geçen şirketin kömür bedellerinden kaynaklanan borcuna karşılık olarak gönderildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 9.3.2011 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı gereğince davanın kabulüne, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, sipariş vermiş olduğu kömürlerin bedelini davalıya havale ile gönderdiğini, ancak kömürlerin teslim edilmediğini ileri sürerek, havale bedellerinin tahsili için takip başlatmış, takibe vaki itiraz üzerine de “itirazın iptali” istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, davacının bu iddiasına karşı çıkarak, davacı ile herhangi bir akdi ilişkisi bulunmadığı gibi, davacıdan kömür siparişi de almadığını, gönderilen havalelerin de bu amaçla gönderilmediğini, ancak davacı ve iki oğlunun ortak olduğu dava dışı Kalyak Limited şirketinin kendisinden almış olduğu kömürlerin satış bedeline karşılık olarak davacı tarafından ödeme amaçlı havaleler yapıldığını, dava konusu havalelerin de bunlardan birkaçı olduğunu savunmuş, nitekim takip ve dava konusu yapılan havalelerden başka ve daha önceki tarihleri taşıyan diğer havalelerin de mevcut olmasına rağmen, bunlarla ilgili herhangi bir takip ve tahsil isteminin bulunmamasının da, bu yöndeki savunmasını doğruladığını belirtmiştir.
Görüldüğü üzere davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır.(Bkz. HGK.nun aynı yöndeki 12.3.2003 tarih, 2003/3-118 esas ve 2003/158 karar sayılı kararı)
Öte yandan davacı, delil olarak üç adet banka havale dekontuna dayanmışsa da, havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir ifade ile havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Somut olayda ispat yükü davacıda olup, davacı takip konusu havaleleri, davalıya verdiği kömür siparişi nedeniyle gönderdiğini, davalı ile aralarında bu yönde bir akdi ilişki bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Her ne kadar söz konusu havalelerde açıklama olarak “kömür bedeli” yazılmışsa da, bu açıklama, davalının gerekçeli inkarında belirttiği “daha önceden dava dışı şirket tarafından satın alınan ve adı geçen şirkete teslim edilen kömür bedellerine ilişkin bir ödeme” olduğu şeklindeki savunmayla örtüştüğünden, bizatihi bu açıklama da, davacının ileri sürdüğü taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığını kabul etmek için yeterli değildir. O halde mahkemece, davacının iddiasını ispat etmek için dayandığı tüm delilleri incelenip değerlendirilerek, gerektiğinde dava dilekçesinde açıkça dayanılmış olan “yemin” delili de hatırlatılmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilip, ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, davalıya iadesine, 2.064.50 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 25.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.