YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5927
KARAR NO : 2012/20970
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı paket tur hizmeti-maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı tarafından 14-22 Kasım 2010 tarihleri arasında “………” adı altında 8 günlük paket tur programı düzenlendiğini, programda ………şehirlerinin rehberler eşliğinde gezileceğinin bildirildiğini, ancak tura katılan 180 kişi için tek bir rehber görevlendirildiğini, program kapsamında düzenlenmesi gereken turistik ve tarihi turların düzenlenmediğini, gezi yapılan ülkelerde, yabancı turistlerin yapacakları tarihi ve turistik gezilerin, yerel rehber gözetiminde yapılması zorunlu olup, bu durumun davalı şirket tarafından bilinmesine rağmen, yerel rehber bulunmadığını, tur kapsamındaki şehirlerin beklenilen ölçüde gezilemediğini, öte yandan davalı şirket yetkililerince, Portekiz Cumhuriyetine giriş yapılırken hususi damgalı pasaportu haiz katılımcıların … almalarına gerek olmadığı belirtildiği halde, Portekiz Cumhuriyetine giriş sırasında bu katılımcılardan da, … istenildiğini, davacıların bir kısmının yaklaşık 6 saat süre boyunca beklemek zorunda kaldıklarını, sonuç olarak ayıplı hizmet nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, umuma mahsus 2012/5927-20970
Pasaportu haiz davacıların her biri için, kişi başı ödenmiş olan 1.500,00 TL ile, 2.000,00 TL manevi tazminatın, hususi damgalı pasaportu haiz davacıların her biri için de, kişi başı ödenmiş olan 1.700,00 TL ile, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, paket tur programında herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığını, gezi süresince 4 adet tur liderinin görevlendirildiğini, yabancı ülkelerde tarihi yerlerin gezilmesi esnasında profesyonel rehber kullanılmasının uluslararası bir kural olduğunu, şirket tarafından da bu kurala uyulduğunu, ancak panoramik şehir turu- çarşı-pazar ve ören yerlerinin gezilmesi esnasında böyle bir hizmet verilmesinin söz konusu olmadığını, gezi sırasında …’a geçerken, 18 Kasım’da dünya liderlerinin “Füze Kalkanı Projesi” kapsamında …’da olmaları nedeniyle, önceden uygulanmadığı halde, yeşil pasaport taşıyan kişilerden de ayrıca … talep edildiğini, söz konusu … probleminin, üç günlük misafir vizesi ile giderildiğini, yaşanan aksaklıkta herhangi bir kusur ve sorumlulukları bulunmamasına rağmen, bunun telafisi amacı ile … gezisinin ücretsiz olarak verildiğini, davacıların dava konusu alacak taleplerinin, hakkaniyet ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, paket tur hizmetinin ayıplı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle “davanın reddine, reddedilen maddi tazminat üzerinden 550,00 TL, manevi tazminat üzerinden de 550,00 TL maktu vekalet ücreti olmak üzere, toplam 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine” karar verilmiş, ayrıca davalının 13.12.2011 tarihli tavzih talebi üzerine de, 18.1.2012 tarihli “ek kararla”, “davalının tavzih isteminin kabulüne, kararın hüküm fıkrasının vekalet ücreti ile ilgili olan, 3. maddesinin 5. satırının, (davacılardan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine) şeklinde düzeltilmesine” karar verilmiş, 13.10.2011 tarihli hüküm ve 18.1.2012 tarihli ek karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacıların, 13.10.2011 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA.
2-Davacıların, 18.1.2012 tarihli “ek karara” yönelik temyiz itirazlarının (23.1.2012 tarihli dilekçe) incelenmesinde;
Az yukarda da belirtildiği üzere, mahkemece, “davanın reddine” karar verildikten sonra “reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden AAÜT ne göre hesap ve takdir olunan 550,00 TL nispi vekalet ücreti ile reddedilen manevi tazminat tutarı üzerinden AAÜT ne göre hesap ve takdir olunan 550,00 TL maktu vekalet ücreti olarak toplam 1.1100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuşsa da, davalının 13.12.2011 tarihli tavzih talebi üzerine 18.1.2012 tarihli “ek kararla” “davalının tavzih isteminin kabulüne, kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin olan, 3. maddesinin 5. satırının, “davacılardan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine şeklinde düzeltilmesine” karar verilmiştir.
Oysa ki 6100 sayılı HMK’nun 304. maddesinin 1. fıkrasında, “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.” hükmü mevcut olup, dava konusu olayda, asıl hüküm tebliğ edilip, davacılar tarafından da temyiz edildiğine göre, tarafların beyanları alınmak üzere tebligat çıkarılmadan hükmün tavzihi yoluna gidilemeyeceği gibi, HMK’nun 305.maddesinin 2. fıkrasında da, “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” Hükmü mevcut olup, daha önce hükümle davacılardan tek vekalet ücreti alınmasına karar verilmişken, mahkemece verilen ek kararla söz konusu vekalet ücretinin “davacılardan ayrı ayrı alınmasına” şeklinde, davacılar aleyhine hükmün değiştirilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. O halde davacıların ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, 18.1.2012 tarihli ek kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacıların 13.10.2011 tarihli hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile asıl hükmün ONANMASINA, 2. bent gereğince davacıların ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, 18.1.2012 tarihli ek kararın BOZULMASINA, 25.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.