Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/13066 E. 2012/16048 K. 19.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13066
KARAR NO : 2012/16048
KARAR TARİHİ : 19.06.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat …., ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, dava dışı şahsın bankadan kullandığı krediye kendisi, davalı ve dava dışı şahısların kefil olduğunu, ancak borç ödenmeyince bankanın kredi borcunu kendi hesaplarından tahsil ettiğini, borcu ödediği için davalı ve diğer kefiller aleyhine takip yaptığını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini istemiş, 10.6.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de 16.090.37 TL.nin 19.6.2009 tarihinden, 38.537.50 TL.ninde 4.8.2009 tarihinden itibaren %44 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, dava dışı şahsın kullandığı krediye 15.000 TL için kefil olduğunu, ancak sözleşmedeki kısımların iradesine aykırı olarak doldurulduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının borcu ödemekle bankanın halefi olduğu, kredi sözleşmesinde öngörülen %40 temerrüt faizini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava dışı …’nın yine dava dışı bankadan kullandığı krediye davacı ve davalı ile birlikte dava dışı şahısların kefil oldukları, kredinin asıl borçlusunun borcu ödememesi üzerine bankanın kredi borcunu davacı kefilin bankadaki 2011/13066-2012/16048 hesaplarından tahsil ettiği, davacının banka hesabından tahsil edilen miktarın tahsili için takip yaptığı, davalının itiraz etmesi üzerine de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacıda davalı ile birlikte kullanılan krediye kefil olup, davalıdan ancak hissesi oranında talepte bulunabilir. Dosya tarafları ile birlikte kefil olan dava dışı diğer şahısların her biri, kefil sayısı olan 1/5 oranında davacıya karşı sorumludur. Mahkemece; davalının ancak hissesi oranında davacıya karşı sorumlu olabileceği kabul edilerek sonuca ulaşılması gerekirken, yazılı şekilde davacının ödediği tüm miktardan davalının sorumluluğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Davacının, davalı ve diğer şahıslar aleyhine yürüttüğü icra takibinde, dava dışı kefil …., tarafından 9.11.2010 tarihinde icra dosyasına 20.000 TL ödendiği ve ayrıca kredi asıl borçlusunun 6111 sayılı yasadan yararlanmak için davacı kooperatiften talepte bulunduğu ve kooperatifinde bu talebi kabul ettiği ve borcun taksitlendirildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca,dava dışı…., ile kredi asıl borçlusunun ödemelerininde hesaplamada gözönünde tutulması gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözeterek dava konusu kredi borcu için yapılan ödemeleri araştırarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
4-Davacı eldeki davada, ödediği miktarın %40 faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Ne var ki, davacı ve davalı arasında %40 faiz oranı uygulanacağına dair bir kararlaştırma bulunmadığı gibi, taraflar arasında direkt akdi bir ilişki de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının %40 faiz ile dava dışı bankaya ödeme yapması,davalıdan da %40 faiz isteme hakkının bulunduğu anlamına gelmemekte olup, davacı ancak yasal faiz isteyebilir. Mahkemece, davacının ancak yasal faiz isteyebileceği kabul edilerek bu yönde karar verilmesi gerekirken, %40 faiz istenebileceğinin kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 811.25 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.