Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/11062 E. 2011/3675 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11062
KARAR NO : 2011/3675
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı banka, davalı ile imzalanan konut kredisi sözleşmesinin 16. maddesinde hayat sigortası yapmaya ve yenilemeye yetkili kılındıkları halde, davalının Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaat ederek … olduğu hayat sigortası pirim bedellerini talep ettiği ve talebinin kabul edildiğini ileri sürerek, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının iptalini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, hayat sigortasının kredi sözleşmesinin yanında zorunlu olarak yapılması gereken bir sigorta olmadığı gerekçesiyle, davalının rızası olmadan hayat sigortası poliçesinin yenilenemeyeceğinin ve 07.06.2008 tarihinden sonrası için banka tarafından yenilettirilen sigorta poliçesi primlerinin davalıdan talep edilemeyeceğinin tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile davalı arasında düzenlenen 07.06.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesinin 16. maddesinde “Banka, bu sözleşme esasları içinde tesis edilmesi ve verilmesi gerekli bütün teminatları, yangına, hırsızlığa ….. karşı Banka lehine olarak taraflarca mutabık kılınan bir sigorta şirketine sigorta ettirmeye, müddeti biten sigortaları yenilemeye ve ayrıca yine Banka lehine olarak kredi hayat sigortaları yapmaya yetkilidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Böyle bir düzenleme karşısında
2010/11062-2011/3675
davacı bankanın TTK.’nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de davalı tüketicinin sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davacı bankanın kredi borçlusuna hayat sigortası yaptırmasındaki asıl amacının, kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Böyle olunca mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.