Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/18679 E. 2012/13835 K. 29.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18679
KARAR NO : 2012/13835
KARAR TARİHİ : 29.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17 parsel numaralı taşınmazda bulunan 6 ve 7 numaralı iki dükkanı davalıdan 20.8.2003 tarihinde 30.000 TL.na satın aldığını, davalının da dükkanları daha önce dava dışı …’ten satın aldığını, …’in dükkanları davalıya vekili … vasıtasıyla sattığını, ancak …’in vekili …’in sahte vekaletname ile satış yaptığından bahisle açtığı davada tapusunun iptal edildiğini ileri sürerek taşınmazın denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen bedelin 70.000 TL ile 11.200 TL masrafının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, taşınmazları tapuda gösterilen bedelden daha yüksek bedelle satın aldığını ve 18.600 TL.na davacıya sattığını, sahte vekaletnameyi bilmesinin mümkün olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığının mahkeme kararı ile saptandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dükkanların dava tarihindeki raiç değerleri ile, tapu iptal davasında ödediği harç, masraf ve ücretleri toplamı 76.818.76 TL.nın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/228 sayılı dosyasının incelenmesinde, …’in 27.3.2007 tarihinde … aleyhine dava açtığı ve 17 parseldeki taşınmazın … tarafından sahte vekaletname ile …’a satıldığı, …’un da 1.4.2003 tarihinde …’a sattığı, …’in de 21.8.2003 tarihinde …’a sattığından bahisle … adına olan tapunun iptali ile adına tescil isteminde bulunduğu, mahkemece …’ın iyiniyetli bulunduğu gerekçesiyle önce davanın reddedildiği ve ancak Yargıtay bozması üzerine yapılan yargılama sonunda ise, …’ın taraflar arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olduğu, iyiniyetli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve temyizden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı …’ın dava konusu olayda kötüniyetli olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunun kabulü zorunlu olup, davacının bu itibarla ancak davalıya verdiği bedeli geri isteyebileceğinin kabul edilmesi gerekir.
Mahkemece, davacının kötüniyetli olması nedeniyle sadece davalıya ödediği bedeli talep edebileceği gözetilerek, davacının davalıya ödediği bedel tesbit edilerek bu miktarın tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde raiç bedele ve masraflara karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu gibi, kabul şekline göre de davacının eldeki davada denkleştirici adalet ilkesine göre talepte bulunmuş iken, talep aşılarak raiç bedele hükmedilmesi ve ayrıca reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın (2) numaralı bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.140.80 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.