YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13412
KARAR NO : 2012/17488
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
SGK Başkanlığı vekili avukat … ile … Tıp Sosyal İşler Dan. Ve Turz. Ltd. Aralarındaki dava hakkında … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 5.10.2011 tarih ve 363-252 sayılı hükmün Dairenin 2.4.2012 tarih ve 3667-8879 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, 5.1.2001 tarihinden beri yenilenen sözleşmelerle kendisine ait dinlenme ve bakım evlerinin işletmeciliğini davalıya verdiğini, en son 2004 yılı için yapılan ihaleyi de davalının aldığını, yapılan bir yıl süreli, sözleşmenin 30.04.2005 tarihinde sona erdiğini, … akdi feshedilen işçiler tarafından açılan ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarına ilişkin davalarda, davalı ile birlikte sorumluluğuna hükmedildiğini, başlatılan icra takipleri üzerine de söz konusu işçi alacaklarının kurum tarafından ödendiğini, oysaki, önceki dönemlere ait sözleşmelerin beşinci maddesinde yer alan hüküm sözleşmenin geçerlilik süresi ile sınırlı olduğunu, bu nedenle 30.04.2004 tarihinden sonra … akitleri feshedilen işçilerin bu fesihten doğan alacaklarından kurumun sorumlu olmadığını, kurum tarafından ödenen tazminatların rucüen tahsili gerektiğini, ileri sürerek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 11.617,14 ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu, Dairenin 02.04.2012 tarihli ve 2012/3667 esas ve 2012/8879 karar numaralı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, bu kez davacı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Davacı kendisine ait dinlenme ve bakım evlerinin işletmeciliğinin davalı tarafından üstlenildiğini, çalıştırılan işçilerin … akitlerinin haksız feshedildiğini, belirterek açtıkları dava sonunda hesaplanan tazminatın … bu eldeki davanın tarafları olan kendisi ve davalıdan tahsiline karar verildiğini ve icra takibi sonunda da kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek bu davayı açtığı dosya kapsamı ile sabittir. Taraflar arasında uyuşmazlık işçilere
ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oran da sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme eki olan teknik şartname hükümleri, dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak davacı ile davalı arasında düzenlenen ve davada dayanılan sözleşmenin sandığın yetki ve sorumluklarını düzenleyen 5/5. fıkrasında; ”Sandık firmanın bu sözleşmede belirtilen hizmetleri yerine getirmek için yine bu sözleşme hükümlerine uygun olarak çalıştırdığı personelin maaş, ücret ve yollukları ile yasalardan toplu … sözleşmesinden doğan tüm mali hakları, bu hakların mahkeme yolu ile alınması halinde bütün mahkeme giderleri, ödenecek vergi, resim ve sosyal sigorta giderleri, firma aleyhine açılacak davalar sonucu yapılacak ödemelerin (giderleri ile birlikte) firmaya vermiş olduğu avans hesabından yapılmasını kabul ve taahhüt eder şeklinde hüküm konulduktan sonra aynı sözleşme sözleşmenin eki olan hizmet alım teknik şartnamesinin 2.7. maddesinde de “yüklenici … kanunu … akdi feshi hükümleri dahilinde idareye bilgi vermek suretiyle işçileri işten çıkartabilir. İşçilerin işten çıkarılması sonucunda çıkartılanlara ödenen ihbar ve kıdem tazminatları ile açacakları maddi ve manevi tazminatlar tüm mahkeme giderleri ve vekalet ücretleri yükleniciye aittir” yazılıdır. Yine davada dayanılan 19.04.2004 tarihli sözleşmenin 9.1 maddesinde sözleşme eki (teknik şartname vs) belgeler ile sözleşme hükümleri arasında çelişki bulunması halinde sözleşme eki belgelerdeki hükümler itibar edileceği hükme bağlanmıştır. Az yukarıda açıklanan Teknik Şartnamenin 2.7. maddesi hükmü karşısında da davacı kurum dava dışı işçilere ödemek zorunda kaldığı tazminatın tamamını davalı yükleniciden ister. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki davacının rücuen tazminatın reddine ilişkin mahkeme kararının zuhulen onandığı bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılarak, dairenin onama kararı kaldırılarak, açıklanan nedenle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Dairemizin 02.04.2012 tarihli ve 2012/3667-8879 esas ve karar numaralı onama ilamının kaldırılarak, açıklanan gerekçe ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 5.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.