YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5954
KARAR NO : 2012/11018
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Haziran 2009 ayında eczane sisteminde yapılan ilaç ödemelerinde, sistemsel bir arıza nedeniyle bazı eczaneler adına hatalı data oluşturulması sonucunda, davalı eczacı adına da sehven 30.222,00 TL fazla ödeme yapıldığını, davalıdan 1.547,28 TL’nin tahsil edilmiş olmasına rağmen, bakiye miktar olan 28.898,28 TL’nin ise tahsil edilemediğini ileri sürerek, anılan miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 28.898,28 TL’nin 09.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesi, davalı tarafa Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28/1 maddesi uyarınca da
2012/5954-11018
tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Tüzüğünün 33 ve Kanunun 23. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Somut olayda, dava dilekçesinin, davalı tarafa tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde, muhatabın adreste geçici olarak bulunmadığı, tebligatın mahalle muhtarına yapıldığı, 2 nolu formülün kapıya yapıştırıldığı ve … Acar’a haber verildiği yazılı ise de, bu kişinin muhatabın komşusu olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, imzasının da alınmadığı, imzadan imtina edip etmediğine ilişkin de herhangi bir açıklamanın bulunmadığı görülmektedir. Oysaki az yukarda açıklanan Tebligat Kanununun 21. maddesi ve Tüzüğün 28/1. maddesinde belirtilen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve bu durumda Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşullar tevsik edilmiş sayılamayacağından yapılan tebliğ işlemi de hukuken geçersiz duruma düşer. O halde davalı tarafa dava dilekçesinin, usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceğinden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 429.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.