YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19522
KARAR NO : 2012/24141
KARAR TARİHİ : 22.10.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne kısmen reddine birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile Birleşen davada davalı vekili avukat … gelmiş, davacı adına gelen olmadığından ve davalı vekili avukat …’un duruşma isteminden vazgeçtiğini beyan etmesi üzerine incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile yapılan satış vaadi sözleşmesiyle dava konusu 6 nolu dairenin satışının kararlaştırıldığını, taşınmazın satış bedelini davalıya ödediği halde sözleşmeye konu 6 nolu dairenin tapu devrinin yapılmadığını belirterek ;davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini,taşınmazın üçüncü kişilere satıldığının tespiti halinde satışın iptaline ve adına tesciline karar verilmesini olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, birleşen dava ile taşınmazı devralan … hakkında aynı taleplerle dava açmıştır.
Davalı …, satış vaadi sözleşmesine konu yerin önce davacı ve diğer bir hissedar adına tescil edildiğini,daha sonra davacı ve diğer hissedar tarafından kendisine bedeli karşılığında satıldığını,bu satış ile davacının satış vaadi sözleşmesinden vazgeçmiş olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
2012/19522-24141
Birleşen dosya davalısı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davada tapu tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne, birleşen davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Anayasanın 141/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 298/2.maddesine göre; Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “Kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir. Bu hükümlerle getirilen anılan biçim koşulları hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamak amacını taşımaktadır. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Görülmektedir ki, uyuşmazlıkların çözümünde yargıya düşen en önemli görevlerden birisi de açık ve net çözümler bulmak, anlaşılabilir, tutarlı kararlarla kamu düzen ve barışının sağlanmasına hizmet etmek olmalıdır. Taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır. İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK.nun 298. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira, mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir. Bu sebepledir ki, Anayasa’da kararların gerekçeli olması özel olarak vurgulanmıştır.
2012/19522-24141
Yukarıda sıralanan hukuki olgular ışığında yapılan değerlendirmede,mahkeme karar gerekçesinin 3. sayfasının son paragrafında taşınmazın iyiniyetli 3. şahıs konumunda olan birleşen dosya davalısına satılması nedeniyle davacının tapu tescil talebinin ifasının imkansız hale geldiği,ancak taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi olan 20.05.2002 tarihi itibariyle ifanını imkansız hale geldiği gözetilerek taşınmazın bu tarih itibariyle rayiç bedelini davacının yükleniciden talep edebileceği ifade edildikten sonra dosya kapsamına atıf yapılarak bu talebinde yerinde olmadığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında dava konusu taşınmazın rayiç değeri üzerinden davacının tazminat talebi kabul edilmek suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.