YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11950
KARAR NO : 2011/3958
KARAR TARİHİ : 15.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalının kendilerinden kredi kullanmasına rağmen borcunu ödemediğini, ihtarında sonuç vermediğini, davalının icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, icra takibine itirazlarının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenerek itirazın 7.931.55 TL asıl alacak olmak üzere toplam 8.501.99 TL üzerinden iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, 2.2.2009 tarihinde başlattığı icra takibinde 8.031.46 TL asıl alacak olmak üzere toplam 8.761.28 TL talepte bulunduğu ihtilafsız olup, bu miktarın içinde 3.190.28 TL.nın ödenmeyen taksitler 4.596.09 TL.nın ise ihtarnameden sonraki muaccel hale gelen bakiye borcun olduğu alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 10/2 maddesinde “kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tamamını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede
2010/11950-2011/3958
temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” hükmü bulunmaktadır. Açıklanan bu madde hükmü uyarınca, kredi verenin ödenmeyen taksitler haricinde kalan bakiye borcu isteyebilmesi için birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşülmesi gerektiği gibi, öncelikle ödenmeyen bu taksitlerin ödenmesi için bir hafta süreli uyarıda bulunması gerekir. Kredi borçlusunun bu uyarı üzerine ödenmeyen taksitleri ve ferilerini ödemesi halinde bakiye borcun kendisinden talep edilmesine olanak yoktur. Kredi borçlusu bir hafta süreli uyarıya rağmen taksitleri ve ferileri ödemez ise kredi veren ödenmeyen taksitleri ve ferileri ile henüz vadesi gelmeyen taksitlerin muacceliyet kazanması nedeniyle isteyebilir. Dava konusu olayda davacı bankanın 3.10.2008 tarihli ihtar ile az yukarıda açıklanan yasal kurallara aykırı olarak ödenmeyen taksitler ile birlikte bakiye borcun ödenmesini de talep ettiği anlaşılmakta olup, davalı kredi kullanan bu ihtarla ancak ödenmeyen taksitler yönünden temerrüde düştüğünden davacının bakiye borcu isteme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek bakiye borç miktarı ve ferilerine yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 15.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.