Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/7379 E. 2014/72 K. 13.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7379
KARAR NO : 2014/72
KARAR TARİHİ : 13.01.2014

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Sanık … hakkında hakaret suçundan: Beraat
Katılan sanık … hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: TCK’nın 134/1-2, 43/2 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 43/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

Hakaret suçundan sanığın beraatine, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan katılan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılan sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılan sanık …, 11.05.2011 hakim havale tarihli süre tutum dilekçesinde, “katılan”, “sanık” veya “katılan sanık” ibarelerine yer vermemekle beraber “kararın özeti” kısmında ve dilekçe içeriğinde mahkeme kararını temyiz ettiğini belirtmiş olup; 29.06.2011 hakim havale tarihli ayrıntılı temyiz dilekçesinde de kararı “katılan sanık” sıfatıyla temyiz ettiğini açıkça ifade etmiş olması karşısında, tebliğnamedeki, “katılan sanık …’in 11.05.2011 tarihli temyiz dilekçesinin sadece sanık sıfatına hasren olduğu, katılan sanık sıfatı ile ise hükmü 29.06.2011 tarihinde ve CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz ettiği” düşüncesiyle ret öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan sanık …’in sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin,
nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalı; ayrıca, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşup oluşmadığının tespiti için, her somut olayda, hukuka uygunluk sebeplerinin bulunup bulunmadığı titizlikle araştırılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında, aksi kanıtlanamayan savunmaya ve incelenen dosya kapsamına göre; olay gecesi saat 23.00 sularında tansiyonunu ölçtürmek için hastaneye giden katılan sanık …’nün, ışığı yanan ve perdesi yarı açık olan hastane içerisindeki bir odada, 112 acil servis biriminde nöbetçi olarak görevlendirilen mağdur sanık … ve diğer katılanların “okey” oynadıklarını görmesi üzerine, onların görüntüsünü cep telefonuna kaydettiği ve durumu fark eden mağdurların müdahalesi sonucu oradan uzaklaştığı olayda,
Katılan sanık …’nün, tesadüfen ve özel bir çaba göstermeksizin elde ettiği resim, mağdurların sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş özel hayatlarının gizliliğini ihlale yol açacak bir görüntü niteliğinde olmadığından katılan sanık …’nün üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği gözetilerek, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle, mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
Katılan sanık …’nün adli sicil kaydında yer alan Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2007 tarih, 2006/225 esas, 2007/99 sayılı kararıyla, 17.08.2003 tarihinde işlediği sabit görülen kasten yaralama suçundan dolayı 765 sayılı TCK’nın 456/1, 463, 59/2; 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri gereğince adli para cezası mahkumiyetini içerir ilamın 08.05.2007 tarihinde kesinleştiği ve katılan sanığın 30.04.2010 tarihinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği kabul edildiği halde, önceki hükmün kesinleşme tarihi olan 08.05.2007 tarihi ile cezanın esasen vaki olmamış sayılacağı tarih olan 13.04.2012 tarihleri arasında, 30.04.2010 tarihinde işlenen sonraki suç bakımından TCK’nın 58. maddesinde öngörülen tekerrür koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi, kanuna aykırı,
2- TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup, mağdur sanık …’un, temyiz aşamasında verdiği 29.06.2011 hakim havale tarihli dilekçeyle katılan sanık …’ye yönelik şikayetinden vazgeçtiğini ifade etmiş olması karşısında, TCK’nın 73/6. maddesi gereğince, katılan sanık …’nün şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine dair beyanı alınarak, mağdur sanık …’a yönelik eylemi bakımından hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
3- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK’nın 134/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca katılan sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 13.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.