YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12797
KARAR NO : 2012/15713
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı ve ihbar olunanlar tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile İhbar Olunan … ve …Müdürlüğü vekili avukat …gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava konusu taşınmazı 1993 yılında davalıdan satın aldığını, ancak taşınmazın dava dışı hazine tarafından açılan dava sonucu gıyabında yürütülen ve 13.09.2007 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiğini,bu durumu 22.07.2008 tarihinde öğrendiğini belirterek; taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerini,bunun mümkün olmaması halinde ödeme tarihindeki paranın altın değeri üzerinden dava tarihinde ulaştığı değerin ve hakkında açılan dava nedeniyle hazine lehine hükmedilen yargılama giderlerinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması ve yapılan satışında geçersiz olması nedeniyle davacının ancak ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkelerine göre 2011/12797 2012/15713
ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davaya konu taşınmaz tapuda davalı adına kayıtlı iken davalı tarafından davacıya satışı yapılarak davacıya tapuda devrinin yapıldığı, satış sonrasında dava dışı … tarafından davacı aleyhine açılan dava sonucu taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle davacı adına olan tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün 13.09.2007 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı satıcı arasında tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemeninde kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ile ilgili herhangi bir şerh te bulunmamaktadır. Öyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
BK’nun 189 maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, Madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi, mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh 2011/12797 2012/15713
Bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı … zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 13.09.2007 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 236,70 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.