YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6483
KARAR NO : 2012/10884
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olaraktemyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, adi yazılı belgeye dayalı olarak alacağına istinaden davalı aleyhine … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/3530 sayılı dosyası ile takip yaptığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan borç aldığını, ancak ödediğini, herhangi bir belge de almadığını, ancak davacının belgenin arkasına “2 milyar kaldı” yazması gerekirken “2 milyar aldım” yazdığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı tarafından takibe dayanak yapılan adi yazılı belgenin arka kısmında “2 milyar aldım” ibaresi yazılı olup davacı, davalının iki milyar vereceğini söylemesi üzerine belgenin arkasına bu ibareyi kendisinin yazdığını, ancak vermeyince imzalamadığını beyan etmişse de, kısmi ödemenin yapılmadığını davacı ispatlamalıdır. Öyle olunca Mahkemece, davacıya bu hususta delilleri sorulup toplanmalı ve sonucuna
2012/6843-10884
göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-BK.’nun 101.maddesi hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava konusu olayda davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşüren ihtarı söz konusu olmadığı halde, Mahkemece takip öncesi faize de hükmedilmiştir. Öyle olunca Mahkemece, asıl alacağın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentler uyarınca; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 142.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.