YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8264
KARAR NO : 2012/17376
KARAR TARİHİ : 04.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … 32. Noterliğinin 10.10.2003 tarih ve 25411 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile davalının vekilliğini üstlendiğini ve çok sayıda dava ve icra takibinde davalıyı vekil olarak temsil ettiğini ancak davalının … 36.Noterliğinin 15.03.2004 tarih ve 4623 yevmiye sayılı azilnamesi ile vekillikten haksız yere azlettiğini ve vekalet ücretini ödemediğini ileri sürerek 1.000.00.TL vekalet ücreti ile 5.000.00.TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile toplam 14.388.77.TL vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kısa kararda, “Davanın kısmen kabulü ile 1.080.80.TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 300.TL’ lık kısmına 30.05.2005 dava tarihinden, 780.80.TL’ lık kısmına 03.09.2008 (ıslah) tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin ve ıslah dilekçesi ile istenen miktara dava tarihinden itibaren faiz isteğinin yerinde görülmediğinden reddine”; gerekçeli kararda ise, “Davanın kısmen kabulü ile 1.080.80.TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 300.TL’ lık (160:TL +140.TL) kısmına 30.05.2005 dava tarihinden, 780.80.TL’ lık kısmına 03.09.2008 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, davacının fazlaya 2012/8264-17376
Ilişkin vekalet ücreti alacağı ve manevi tazminat isteği ile dava dilekçesi ile istenen miktara azil tarihinden, ıslah dilekçesi ile istenen miktara dava tarihinden itibaren faiz isteğinin yerinde görülmediğinden reddine ” karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. HUMK.’ nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.’ nun 388/son. maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.’ nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.’ nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki
maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda, ““Davanın kısmen kabulü ile 1.080.80.TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 300.TL’ lık kısmına 30.05.2005 dava tarihinden, 780.80.TL’ lık kısmına 03.09.2008 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin talebin ve ıslah dilekçesi ile istenen miktara dava tarihinden itibaren faiz isteğinin yerinde görülmediğinden reddine”; gerekçeli kararda ise, “Davanın kısmen kabulü ile 1.080.80.TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 300.TL’ lık (160:TL +140.TL) kısmına 30.05.2005 dava tarihinden, 780.80.TL’ lık kısmına 03.09.2008 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, davacının fazlaya ilişkin vekalet ücreti alacağı ve manevi tazminat isteği ile dava dilekçesi ile istenen miktara azil tarihinden, ıslah dilekçesi ile istenen miktara dava tarihinden itibaren faiz isteğinin yerinde görülmediğinden reddine” karar verilmiş olması, az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya, 17.15 TL. harcın davacıya iadesine, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.