YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18997
KARAR NO : 2011/7863
KARAR TARİHİ : 12.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, avukat olduğunu, yazılı ücret sözleşmesi gereği davalı adına açılan davanın kazanıldığı halde ücreti vekaletinin ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibine de davalının itiraz ettiğini ileri sürerek takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekalet ücreti alacağının tahsilini talep etmiştir.İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip … ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
2010/18997 2011/7863
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasına davacının inkar tazminatı talebi yönünden;“kabul edilen asıl alacak üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine “ cümlesi yazılarak düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.