YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18190
KARAR NO : 2011/8930
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalılardan avukat … ile 01.04.2002 tarihinde sözleşme imzalandığını ve diğer davalı avukat … ile birlikte her iki davalıya vekâletname tanzim edildiğini, davalıların icra dosyasından tahsil edilen paraları teslim etmedikleri için davalıları 31.3.2006 tarihinde vekillikten azlettiklerini, ihtar ile tahsil edilen paraların ödenmesinin istendiği, 12.4.2006 tarihinde takip edilen dosyaların teslim edilmesine rağmen tahsil edilen paralar ile avans fazlasının iade edilmediğini bildirerek icra dosyalarından tahsil edilip ödenmeyen paralar ile iade edilmeyen avans fazlası toplam 42.548,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen dosya ile de aynı davalılarca diğer icra dosyalarından tahsil edilip ödenmeyen 28.053,73 TL’nin her bir tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalılardan …, davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı …’e yönelik asıl davanın ve birleşen davanın reddine, davalı …’e yönelik asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 5.947,25 TL iade edilmeyen bakiye avans bedelinin 31.3.2006 ihtar tarihinden, 58.385,03 TL icra dosyalarından tahsil edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı banka birleşen dava dosyası ile, bildirmiş olduğu icra takip dosyalarından davalı vekillerce tahsil edilip de ödenmeyen toplam 28.053,73 TL’nin her bir tahsil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini istemiştir. B.K.’nun 392/2. maddesinde vekilin zimmetinde kalan paranın faizini de vermeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen bu yasa hükmü uyarınca davalı vekilin hükmedilen bedeli işlemiş faiziyle birlikte iade etmesi gerekir. Bu yasa hükmü karşısında faizin başlangıç tarihinin, paranın davalı vekil uhdesine geçtiği tarih olduğu hususunda duraksama olmamalıdır. Davalı, yasa hükmü uyarınca faizi vermeye mecbur olduğu içinde ayrıca temürrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. Açıklanan bu olgular karşısında faizin başlangıç tarihinin icra dosyalarından tahsil edilen paraların her bir tahsil tarihi olduğunun kabulü zorunludur. Öyle olunca Mahkemece, birleşen dava dosyasında talep edilen bedele her bir tahsil tarihinden itibaren ayrı ayrı faize hükmetmek gerekli ise de 1.4.2002 tarihli sözleşmede “tahsil edilen paraların 48 saat içinde bankaya ödeneceği” hususu kararlaştırılmış olmakla sözleşmenin bu hükmü de nazara alınarak hükmedilen bedele ortaya çıkacak bu tarihlerden itibaren ayrı ayrı yasal faiz yürütülmesi gerekirken, aksine düşünce ile dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 718,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.