YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10808
KARAR NO : 2022/415
KARAR TARİHİ : 19.01.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kadastro sonucu Giresun İli, Bulancak İlçesi, Karacaresul Mahallesi çalışma alanında bulunan 155 ada 6 parsel sayılı 3046,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kardeşi … mirasçıları adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazın ortak mirasbırakan …’ten intikal ettiğini, davacı …’nın miras yoluyla gelen hakkının, davacı …’ın ise mirasçı …’nin payını satın almış olması nedeniyle hissesinin bulunduğunu, buna ilişkin … Mevkii 254 Cilt, 18 Sayfa, 46 Sıra ve 19 sayfa 48 Sıra numaralı tapularının bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacıların payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında rızai taksim yapıldığını, taşınmazların bu taksime göre uzun süredir kullanıldığını ve kadastro tespitinin de bu kullanım durumuna göre yapıldığını, davacıya da davaya konu taşınmazdaki hissesi karşılığında taşınmaz verildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29/01/2016 tarihli ve 2014/111 E., 2016/39 K. sayılı kararıyla; dinlenen yerel bilirkişilerin ortak beyanlarında, dava konusu taşınmazın evveliyatında tarafların murisi … …’e ait olduğunu, ölümüyle mirasçılarına geçtiğini, dava konusu taşınmaza komşu 160 ada 2 ve 3 nolu parsellerin … mirasçıları … ve … … tarafından satın alındığını ve bu yerlerle dava konusu 155 ada 6 parsel sayılı taşınmazı taksim ve becayiş sonucu …, … ve …’in aralarında paylaştıklarını ve bugüne kadar da mevcut haliyle kullandıklarını; dava konusu parselde davacı …’in … …’dan satın alma yerinin olduğunu beyan ettikleri; tapu kaydından davacı …’in … …’un taşınmazdaki payını satın aldığı davacı … ile davalıların mevcut kullanımlarının dayanağının aralarında yapılan taksim ve becayiş olduğu anlaşıldığından, … yönünden açılan davanın reddine; … yönünden açılan davanın ise Şubat 1983 tarihli dayanak tapuya istinaden kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile 70/960 hissesinin davacı … kızı … adına, 89/960’ar hissesinin … mirasçıları olan davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz nedenleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazların yıllar önce yapılan taksime göre 37 yıldır aynı şekilde kullanıldığını, erkek çocukların kendi aralarında yaptıkları taksimde hangi … kardeşin payının hangi tarafta kaldığının belirlendiğini, mirasbırakandan kalan yerlerin bir nevi ikiye bölünerek erkek kardeşler hangi … kardeşinden tapu alırsa alsın kendi kullandıkları yerin kendilerine verileceğinin belirlendiğini, davacının bu anlaşmayı delerek … …’un payını eşi … adına satın aldığını, davacı …’nın …’ye ait taşınmaza ev yaptığını, buna karşılık … …’dan satın aldığı yerleri …’ye bıraktığını, yıllar sonra … …’dan devredilen hissenin talep edilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını belirterek davacı … yönünden verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6100 sayılı HMK’nın 190/1. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”, 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi “Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise on dördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur.” hükmünü içermektedir.
3.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca tapuda kayıtlı taşınmaz mal: A) Kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet bulunuyorsa; a) Kayıt sahibi adına, b) Kayıt sahibi ölmüş ise mirasçıları adına, c) Mirasçılar tayin olunamazsa, ölü olduğu yazılmak suretiyle kayıt sahibi adına…tespit olunur.
3.2.4. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca; tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde;
A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır. C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır. D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir. Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14’üncü ve 17’nci madde hükümleri uygulanır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya kapsamından, davaya konu 155 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 13.046,23 metrekare yüzölçümü ve tek katlı ev ve fındık bahçesi vasfıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikal nedeniyle … mirasçıları olan davalılar adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur. Anayasa Mahkemesinin 2018/36896 başvuru nolu kararı da bu yöndedir.
3.3.3. Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. (Örn: 1. H.D. 2020/3743 E., 2021/4867 K.). Harçlar Kanununun uygulanması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
3.3.4. Somut olayda, davaya konu taşınmazın ahşap tek katlı ev ve fındık bahçesi olarak tapuya kayıtlı bulunduğu, mahallinde yapılan keşifte yalnızca teknik bilirkişi ve inşaat mühendisi bilirkişinin hazır bulunduğu, inşaat mühendisi bilirkişinin hazırladığı 11/06/2015 tarihli rapor ile taşınmaz üzerinde bulunan yapıların değerinin hesaplandığı, taşınmazın zemin değerinin hesaplanmadığı, ayrıca inşaat mühendisi bilirkişi tarafından belirlenen değerler üzerinden de eksik harcın ikmal edilmediği anlaşılmaktadır.
3.3.5. Kabule göre de, mahallinde yapılan keşifte “tapu kaydı mevki ve hudut itibariyle mahalli bilirkişilere okundu, soruldu, bilirkişi beyanlarına göre fen bilirkişisi tarafından gerekli notlar alındı” şeklindeki ifadeye yer verilmiş ve mahkemece davacı tarafın tutunduğu ve kadastro tespiti sırasında uygulanmayan tapu kayıtları gerekçe gösterilerek ve bu tapu kaydındaki hisse oranı dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de mahalli bilirkişilerin tapu kayıtları hakkındaki beyanları tutanak altına alınmadığı gibi teknik bilirkişi raporunda da tapu kayıtlarının davaya konu taşınmaza ne şekilde uygulandığı belirtilmemiştir. Bu nedenle Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının mahallinde uygulandığını söylemeye olanak yoktur. Öte yandan, bilindiği üzere yargılama sırasında tarafların gösterdiği tüm delillerin toplanması gerekirken davalı tarafça tanık olarak gösterilen Necdet Akkaya’nın dinlenmediği anlaşılmıştır.
3.3.6. Hal böyle olunca, Mahkemece komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile davacının dayandığı tapuların tüm tedavülleri getirtilerek yapılan keşifte, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile mevki ve sınırları itibarıyla zemine uygulanmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın kimden nasıl intikal ettiği, kök muristen bu yana ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazın dava tarihindeki değeri bilirkişi heyetince yöntemine uygun olarak belirlendikten sonra eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.