Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/13789 E. 2011/8861 K. 07.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13789
KARAR NO : 2011/8861
KARAR TARİHİ : 07.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 30.10.2001 tarihinde davalı şirket ile hukuk müşavirliği sözleşmesi imzaladığını, sözü edilen bu sözleşmenin 4/C maddesi ile mahkeme ve icra dairelerince takdir edilecek vekalet ücretlerinin avukata ait olduğunun kabul edildiğini, takip etmiş olduğu … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/30 Esas sayılı dava dosyasının, 26.11.2008 tarihinde davalı şirket lehine sonuçlanıp, adı geçen mahkemece 22.180,56 TL tutarında nispi vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek, 22.180,56 TL vekalet ücreti alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket, davacının aynı alacak için daha önce 9.İcra müdürlüğünün 2009/4759 esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, takibe vaki itiraz üzerine de … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/268 Esas sayılı dosyası ile “itirazın iptali” istemiyle dava açtığını, söz konusu davanın halen derdest olduğunu savunarak, davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, daha önce … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde, tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan derdest bir dava mevcut iken, aynı vekalet ücretinden kaynaklanan … bu davanın açılmış olması nedeniyle davalı şirketin yasal cevap süresi içerisindeki derdestlik itirazının yerinde olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ücretinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davalı tarafından derdestlik itirazı ileri sürülmüşse de davacı, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın, davalı
ile aralarından hukuk müşavirliği sözleşmesinin, 15.11.2002 tarihli ihtarla feshedilmesi nedeniyle ödenmesi gereken vekalet ücreti alacağı ile ilgili olduğunu, eldeki davanın ise, Avukatlık Kanununun 464/son maddesine göre açılmış, karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti alacağından kaynaklandığını savunmuştur. Gerçekten de taraflar arasındaki 30.10.2001 tarihli hukuk müşavirliği sözleşmesi, davalı tarafından gönderilen 15.11.2002 tarihli ihtarla feshedilmiş, söz konusu bu ihtarda, “Önümüzdeki dönemde tarafınızca takip edilen dosyaları avukatımız olarak takip etmenizi ve dava dosyalarının sonuçlandığı takdirde vekalet ücretinin tarafınıza ödeneceğini bildirerek….” Açıklaması yapılmış olup, … 9.İcra Müdürlüğüne ait 2009/4759 esas sayılı takip dosyasında ise takip dayanağı olarak davalıya ait bu ihtar gösterilerek, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/30 esas, 2008/555 karar ve … 1. … Mahkemesinin 2001/240 esas, 2008/1035 karar sayılı dava dosyaları nedeniyle Avukatlık Yasasının 164. maddesine göre vekalet ücreti alacağı talep edilmiş, takibe vaki itiraz üzerine de, “itirazın iptali” istemiyle … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/268 esas sayılı dava açılmıştır. Eldeki davada ise, davacının davalıyı vekil olarak temsil ettiği, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/30 esas ve 2008/555 karar sayılı dava dosyasında, mahkemece karşı taraftan tahsiline karar verilen vekalet ücretinin, Avukatlık Kanununun 164/son maddesi gereğince tahsili talep edilmiştir. Derdestlik itirazının kabul edilebilmesi için her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebebinin aynı olması gereklidir. Somut olayda ise, davanın tarafları ve konusu aynı olmakla beraber dava sebepleri farklı olduğundan, mahkemece derdestlik itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirtir.
Diğer taraftan derdestlik itirazının kabulü halinde, Hukuk usulü Muhakemeleri Kanununun 194. maddesi gereğince “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmesi gerekirken, mahkemece kesin hüküm oluşturacak biçimde “davanın reddine” şeklinde hüküm kurulmuş olması da, kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.