Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2435 E. 2011/4024 K. 29.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2435
KARAR NO : 2011/4024
KARAR TARİHİ : 29.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı davalı … vekili tarafından, davalılar … vd. aleyhine 4.5.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil veya tazminat, birleşen davada davacı … vekili tarafından davalı … aleyhine 13.07.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davada tapu iptali, tescil talebinin reddine tazminat talebinin kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen 22.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı davalı … ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava 06.04.2006 ve 24.04.2006 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise tazminat alacağı istemine ilişkindir.
Davalılardan …, 1586 ada 3 sayılı parselde 65/401 pay sahibi …’in kendisi dışında başkaca mirasçısı da bulunduğunu, elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğundan sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığını, kararlaştırılan bedelin eksik ödendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalı … sözleşmede kararlaştırılan bedel dışındaki ödemenin yapılmadığını, sözleşmeyi kendisi adına vekâleten …’ın imzaladığını, ancak ona satış vaadi sözleşmesi yapmak üzere değil intikal için vekâletname verdiğini, vekaletin kötüye kullanılması suretiyle 24.04.2006 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, davanın reddi gerekeceğini bildirmiştir.
Birleşen davada ise davacı … savunmadan belirttiği nedenlerle gerçek iradesini yansıtmayan 24.04.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptalini dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davada mülkiyete ilişkin talep reddedilmiş, 06.04.2006 tarihli sözleşme sebebi ile ödenen 30.000,00 TL’nin davalılardan …’den 24.04.2006 tarihli sözleşme ile ödenen 1.500,00 TL’nin de davalı …’ten tahsiline karar verilmiş, birleşen dava ise kabul edilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davalısı … ile birleşen davanın davalısı … temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davaya konu taşınmazda davalılardan … ile …’in ortak miras bırakanları olan …’in 65/401 payı bulunmaktadır. Davalılardan … taşınmazdaki payını 06.04.2006 tarihli sözleşme ile ve 30.000,00 TL bedelle, diğer davalı … ise 24.04.2006 tarihli sözleşme ile ve 1.500,00 TL bedelle davacıya satışını vaat etmiştir. İncelenen ilk sözleşmede taşınmazın bedeli 30.000,00 TL ikinci sözleşmede ise 1.500,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Diğer taraftan vekâleten işlem yapan birleşen davanın davalısı …’a verilen 20.04.2006 tarihli vekâletnamede vekile satış vaadi sözleşmesi yapmak üzere yetki de tanınmıştır. Davacı ve birleşen davanın davalısı …’ın vekâletnamedeki bu açık yetkiye rağmen vekilin vekalet görevini kötüye kullandığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Kararlaştırılan satış vaadi bedellerinin davacı tarafından davalılara ödendiği de sabittir.
Görüldüğü üzere davacının iddiası senede dayalıdır. Davalılar ve birleşen davanın davacısı senede bağlı olan iddiaya karşı bazı def’iler ileri sürmüş ise de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 290. maddesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin de senetle ispatı gerekir. Ne var ki, davalıların ve birleşen davanın davacısının yazılı bir delili yoktur. Aynı yasanın 354. maddesi gereğince de davasını yazılı delille ispat eden tarafa ayrıca yemin teklifi gerekmez.
Yapılan bu saptamalara göre asıl davanın kabulü, birleşen davanın ise reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.