YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2565
KARAR NO : 2011/4299
KARAR TARİHİ : 04.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili ve davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1015, 1525 ve 1552 parsel sayılı tarla cinsli taşınmazlarda murisi dedesinin tapuda “… oğlu …” yazılı isminin nüfus kaydına uygun olarak “… oğlu … …” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili, davanın ispat edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı idare vekili tarafından yeterli inceleme yapılmadığı ve davacı tarafından da ıslah konusu parseller hakkında karar verilmediği nedeniyle ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Islah konusu parseller hakkında usulüne uygun bir dava bulunmadığından bu parsellerle ilgili ıslah talebinin kabulüne dair 26.05.2010 tarihli celsede verilen ara kararı doğru olmadığından davacının temyiz taleplerinin reddi gerekmiştir.
2-Davalı idare vekilinin temyizine gelince;
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet
aktarımına neden olunmaması gerekir. Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle dava dışı 160 parsel sayılı taşınmazın 17.01.1952 tarihli tapulama ile oluşan kaydın malik hanesinde “… oğlu … …” şeklinde yazılı bulunduğu görülmektedir. Bu nedenle dava dışı 160 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı getirtilerek ve dava konusu 1015, 1525 ve 1552 parsel sayılı taşınmazlar 1951 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dosyadaki tapulama tutanaklarının içeriğinde, vergi kaydına göre senetsizden “1325 doğumlu … oğlu …” adına tescil edilmiş olup dayanak vergi kayıtları ve komşu kayıtlar getirtilip taşınmazların bulunduğu köyden taşınmazları iyi bilen muhtar ve yerel bilirkişiler temin edilerek taşınmazlar başında keşfen yapılacak incelemede şahit olarak dinlenip, davacının delilleri de toplandıktan sonra, davacı murisi ile tapu kayıtlarında malik olarak ismi geçen kişinin aynı kişi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve soyut nitelikteki şahit beyanına dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.