YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4454
KARAR NO : 2021/12198
KARAR TARİHİ : 29.11.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalılardan murislerine ait olan taşınmazdaki 1/2 hisse üzerindeki haklarını 27/10/1976 ve 28/10/1976 tarihli harici satış sözleşmeleri ile 20.000’şer TL ödeyerek satın aldığını, davalıların taşınmazdaki zilyetliklerini devrettiklerini, ancak bedelin ödenmesine rağmen tapuda devrin yapılmaması sebebiyle açtığı tapu iptal ve tescil davasının da reddedilerek kesinleşmesi üzerine ifanın imkansız hale geldiğini ileri sürerek; her bir davalıdan ayrı ayrı 20.000TL’nin 28/10/1976 tarihinden bugüne uyarlanarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … ve …; davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca taşınmazlarını davacıya satmadıkları ve sözleşmede yer alan bedelin kendilerine ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılardan Selime, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 08/05/2013 tarihli ve 2013/3925 E. – 2013/7661 K. sayılı kararla; zamanaşımının geçersiz sözleşme de olsa on yıllık süreye tabi olduğu, 26/04/2010 tarihinde ifanın imkansız hale geldiği, bu tarihten itibaren on yıllık süre içerisinde davanın açıldığı, dolayısıyla zamanaşımının gerçekleşmediği ve esasa girilerek inceleme yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile her bir davalıdan 12.948,17 TL’nin ayrı ayrı 15/06/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline dair verilen karar, davalıların temyizi üzerine, Dairece verilen 19/04/2017 tarihli ve 2015/19533 E. – 2017/5753 K. sayılı kararla; davalıların yargılama sürecinde davacı ile aralarındaki sözleşme ilişkisini ve ödemeyi inkar ettikleri, bu inkâra rağmen sözleşme altındaki imzalara yönelik inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu, davalılarca itiraza uğrayan sözleşme metni nazara alınarak sözleşmede yer alan parmak izi (davalılar … ve …) ve imzanın (davalı …) eli mahsülü olup olmadığı araştırılmak suretiyle oluşacak sonucu dairesinde hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştuır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; … yönünden imza tespiti için kurumlara yazılmakla birlikte imza örneği bulunamadığı ve ATK raporunda … yönünden mukayeseye esas yazılar bulunmadığı gerekçesiyle değerlendirme yapılamadığının bildirildiği, davalılar … ve … yönünden ise dava konusu edilen senedin parmak izi ile işaretlendiği ve parmak izinin inkar edilmemesi halinde söz konusu sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği için geçerli kabul edilebileceği ancak sözleşmedeki parmak izinin ispat koşulunu yerine getirebilmesi için HUMK m. 297’de öngörülen parmak izine sadır evrakın o yer ihtiyar heyeti kurulunca ve iki şahitle imza altına alınmış olması aksi durumda geçerli olarak kabul edilemeyeceğinin düzenlendiği, dava konusu senedin de iki şahit huzurunda imzalanmakla birlikte ihtiyar heyeti tarafından imzalanmadığından parmak izi üzerinde yapılacak incelemenin kanunun düzenlemesine aykırı olacağı, bu davalılar yönünden de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmiş ve davacı … yönünden imza incelemesine esas olmak üzere …’de bulunan tapu müdürlüğü, noter, ilçe seçim müdürlüğü, evlendirme dairesine ve … nezdindeki banka şubelerine imza örneğinin gönderilmesi için yazılmış ancak bu yerlerden incelemeye esas olmak üzere imza bulunmadığı bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinden alınan bilirkişi raporunda; incelemeye esas imza olmaması dolayısıyla Selime yönünden inceleme yapılamadığı, diğer davalılar yönünden ise basılı parmak izlerinin tam net basılı olmaması ve parmak izlerinin teşhisinde esas olan karakteristik sürre, delta, papil şeritleri ve bifurkasyonların net seçilememesi sonucu aidiyetinin tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Ancak mahkeme tarafından imza incelemesine esas olmak üzere davalı … yönünden sadece …’ de bulunan kurumlara ve bankalara yazıldığı görülmekle birlikte taşınmazın bulunduğu yerin ve davalının nüfusa kayıtlı olduğu yerin Kaş İlçesi olduğu görülmekle davalının bu ilçede ve hatta İller ile de bağlantısı olabileceği gibi, davalı adına Soyal Güvenlik Kurumu gibi imzasının olabileceği bazı kurumlara da yazılmamıştır.
Diğer davalılar yönünden ise; parmak izi incelemesi yönünden yeniden araştırma yapma gereği duymadan, Adli Tıp Kurumunun raporu dikkate alınarak hüküm kurulmuş ve yeniden inceleme yaptırılmamıştır.
Bozma kararına uyulmasıyla birlikte artık bozma doğrultusunda işlem yapmak mecburiyeti doğmaktadır.
O halde mahkemece; davalı … yönünden kapsamlı imza araştırması yapılarak imzasının olabileceği il ve ilçelerdeki kurum, kuruluş ve bankalara yazılmasına ve gelen örnekler doğrultusunda inceleme yapılmak üzere yeniden rapor aldırılması, diğer davalılar yönünden ise; Adli Tıp Kurumunun parmak izi incelemesinde üst ve son merci olmadığı gözetilerek, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden (grafoloji alanında uzman) oluşturulacak bilirkişi heyetinden, dava konusu belgelerdeki parmak izlerinin davalıların eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.