YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1686
KARAR NO : 2011/3047
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.04.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 31 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 32 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda, davacı, 31 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığından geçit hakkı kurulmasını istemiştir. 22.03.2010 tarihli fen bilirkişi raporunun ekindeki krokide, geçidin davalılara ait 32 parsel sayılı taşınmazın güney sınırında ve dava dışı 28 parsel sayılı taşınmazın batı sınırında bulunan genel yollara bağlanması için seçenekler işaretlenmiştir. Hükme esas alınan … İl Özel İdaresi Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığı’nın 08.11.2010 tarihli yazısında, taşınmazlar köy yerleşik alanında kaldığından fen bilirkişi krokisinde geçit yeri olarak işaretli yerlerden yol terkininin yapılmasının uygun olmadığı bildirilmiştir.
Geçit, özünü komşuluk hukukundan alan, mülkiyet hakkını sınırlayan bir irtifak hakkıdır. Geçit ihtiyacı içerisindeki taşınmaz maliki tarafından bedeli ödenerek kurulan geçit, TMK’nun 748/3. maddesi uyarınca geçit ile yükümlendirilen taşınmazın tapu siciline işlenerek, yararına geçit kurulan taşınmazın kullanımına bırakılır. Bu geçitten, yararına geçit kurulan taşınmaz maliki yararlanır. Dolayısıyla, kamunun kullanımına terk edilmiş yol niteliğinde değildir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait 31 parsel sayılı taşınmazın genel yol ile bağlantısı bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, 31 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısını sağlayacak seçenekler yapılacak keşif ile belirlenmeli, komşuluk hukuku ile fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri dikkate alınarak geçit kurulmalıdır. Belirlenen geçit seçenekleri üzerinde olup, üzerinden geçit kurulması öngörülen ancak dava dışında kalan parsel maliklerine karşı ayrı bir dava açılarak eldeki dava ile birleştirilmelidir.
Mahkemece, yukarıda yapılan saptamalar bir yana bırakılarak, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.