Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/893 E. 2022/585 K. 24.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/893
KARAR NO : 2022/585
KARAR TARİHİ : 24.01.2022

MAHKEMESİ : ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne dair verilen karar süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 24/01/2022 Pazartesi günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat …… ve davalı asil … geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği görüşüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı …’i …’u Iğdır ilinde adına kayıtlı davaya konu taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapması için vekil tayin ettiğini, davalı …’un dava konusu taşınmazı, oğlu olan dava dışı … …’a devretmek için vekalet görevini kötüye kullanarak kötüniyetle davalı …’a temlik ettiğini ileri sürerek, dava konusu 60 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının tüm takyidatları ile birlikte iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde vekalet görevini kötüye kullanmasından doğan zararın davalı …’tan satış tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, …’un dava konusu taşınmazı 1974 yılında satın aldığını, iddiaların doğru olmadığını, taşınmazın gerçekte Nizamettin’e ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/05/2018 tarihli ve 2017/233 E., 2018/312 K. sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, davalı …’un kötüniyetli olduğu ve taşınmazları bedelsiz satın alındığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
2.1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı davalı …’den ablası … …’tan borç alarak devraldığını, bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu, yurt dışında yaşadığı için taşınmaz üzerinde inşaat yapılması amacıyla babası olan davalı …’i vekil tayin ettiğini, davalı …’in asıl amacının dava konusu taşınmazın dava dışı oğlu …’a devrini sağlamak olduğunu, diğer davalı …’in ise amcasının eşi olduğunu ve aile bireyleri arasındaki tüm sorunları bildiğini, davalı …’un dava konusu taşınmazı alabilecek maddi gücü bulunmadığını, kendisine satış bedelinin de ödenmediğini, terditli talebi hakkında karar verilmedini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11/12/2020 tarihli ve 2020/1679 E., 2020/1561 K. sayılı kararıyla; davacının istinaf istemlerinin HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulü ile; ilk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalılar arasında satış bedeline ilişkin olarak bir para alışverişi yapıldığına dair delil bulunmadığı, satış değeri ile belirlenen rayiç bedel arasında ciddi fark bulunduğu, davalı …’in davacının amcasının eşi olup vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davanın tapu iptal ve tescil istemi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; iddianın kanıtlanamadığını, akraba olmaları sebebi ile satış bedelinin elden verildiğini, davalı …’in kızlarından mal kaçırmak için tüm mal varlığını iki davacı ve dava dışı oğullarına muvazaalı olarak temlik ettiğini, davalı …’in kız çocuklarına haksızlık yaptığını düşünerek oğullarına temlik ettiği taşınmazları değerlendirip gelirini çocukları arasında paylaştırmak istediğini, davacının da bu durumdan haberdar olduğunu, vekaletnamenin bu amaçla düzenlendiğini, davanın kötüniyetli olarak açıldığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, vekil ile sözleşme yapan kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Sözkonusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V.3.2.) paragrafta belirtilen yasal ve hukuksal gerekçeye göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından (IV.3.) paragrafta belirtilen şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 25.616,25 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 24/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.