YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4142
KARAR NO : 2011/14314
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı üçüncü kişiden adi satış senedi ile satın aldığı arsanın davalı … tarafından yapılacak imar uygulaması sırasında tapusunun verileceğinin ilan edilmesi üzerine 1993 – 1998 yılları arasında toplam 107.00TL para ödediğini ancak daha sonradan davalının buranın tapusunu kendisine veremeyeceğini bildirdiğini, bu yerin bugünkü değerinin 22.000.00.TL olduğunu belirterek arsanın rayiç değeri olan 22.000.00.TL’ nın veya ödediği paranın ödeme tarihlerinden itibaren kademeli olarak işleyecek en yüksek banka faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tapulama çalışmaları için masraf olarak ödeme yaptığını ancak davacının adi yazılı satış senedi ile aldığı arsanın dava dışı üçüncü şahıslar adına tescil edildiğinden davacı adına tapu kaydının verilemediğini, davacının ödediği paranın daha önceden temerrüde düşürülmedikleri için ancak paranın iadesini istediği 10.12.2009 tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığından davacının ödediği paradan dolayı davalının sebepsiz zenginleştiği belirtilerek dava tarihi itibariyle arsa değerinin iade edilmesi gerektiği
2011/4142-14314
gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 22.000.00.TL’ nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; Mahkemenin kabulünde olduğu gibi taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunmamaktadır.
O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki, hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Bu güne kadar uygulanan kurallara göre geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilince bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata, çağın gereklerine uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin yargıya ait olduğunda ise duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekçe öğretide bu görüşe paralel düşünceler bulunmaktadır.
Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz sözleşmelerde de uygulanması gerektiği, geçersiz sözleşmelerden dolayı olumsuz zararın istenebileceği, bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi
2011/4142-14314
olabileceği, …nun 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği hallerdeki zarar kavramları, hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve uygulamalardır. Bunun için uygulanması gereken kurallar, mevcut yasaların ışığında bu yasa hükümlerine aykırı düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmalıdır.
Az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, sebepsiz iktisap ve denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilmesi gerekirken mahkemece rayiç değer esas alınarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 326.70 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.