Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/17897 E. 2012/46093 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17897
KARAR NO : 2012/46093
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; köylerine gittikleri mağdurlar … ve … çiftine kendisini … Devlet Hastanesi başhekimi olarak tanıtan sanık … ile kendisini hastanenin şoförü olarak tanıtan sanık …’ın, mağdur …’e “sen kalp hastasıymışsın, …’dan size yardım olarak bir cihaz gönderildi” demesi, mağdurlara kutunun içinde 3 tane iğne olduğunu, bir gün sonra bir hemşire geleceğini söylemesi, kutudan sadece masaj aleti çıkması, bunun üzerine mağdur …’in masaj makinesini iade etmek istediğini söyleyerek parasını istemesi üzerine sanık …’in mağdurdan aldığı 270 TL’yi ona iade etmesi, aynı gün içerisinde sanıkların mağdur …’ın evine giderek bu mağdur ve eşi Cevriye’ye onları muayene edeceğini söylemesi, hastane tarafından teşhis konulduğunu tedavi için Amerika’dan cihaz geldiğini, bunlarla kendilerini tedavi edeceğini ancak bunun için 150 TL bedel ödemeleri gerekeceğini söylemesi, …’ın öneriyi kabul etmemesi üzerine eylemin tamamlanamaması, sanıkların aynı gün
… köyünde ikamet eden mağdur …’in evine gitmeleri, sanık …’in mağdur …’ye “teyze ben ameliyat yapan doktorum, adım Şeref beni tanıdın mı” demesi, mağdura Bağkur’dan ne kadar maaş aldığını sorması, 200 TL maaş aldığını söylemesi üzerine sanığın …’ın “az veriyorlar senin maaşının 400 TL yapacağım” diyerek ondan para istemesi, 1.200 TL para alması şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin ve o yer C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıkların katılanlar … ve …’a yönelik eylemlerinin tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs hükümlerinin uygulanması sureti ile eksik cezaya hükmolunması,
2-Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin ve o yer C.Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.