YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5879
KARAR NO : 2021/12724
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı … Ticaret Anonim Şirketi’nin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılmak suretiyle incelenmesi müdahil davacılar … ve arkadaşları ile davacı … ve arkadaşları vekili tarafından ve duruşmasız olarak incelenmesi ise müdahil davacılar … ve arkadaşları vekili, davacı … vekili, davalılar Hazine, Orman İdaresi, … Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.12.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. …, Orman İşletme Müdürlüğü vekili Av. … , … ve müşterekleri vekili Av. … ile karşı taraftan … ve müşterekleri vekili Av. …, Av. …, Av. … , … vekili, Av. …, … Değerler Ticaret Anonim Şirketi vekili Av. … katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar … (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “ Müteriz davacılar … ve arkadaşları ile Orman İdaresinin temyiz itirazları yönünden, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, muteriz davacıların dayandığı çiftlik tapu kayıtlarının ve diğer delillerinin taşınmazlara denetime elverişli ve yeterli kanaat oluşturacak şekilde uygulanmadığı, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas sayılı dosyasının davanın taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı açıklanarak;
1. Dayanak çiftlik tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınması;
2. Tapu kayıtlarının revizyon gördüğü ya da hükmen bu tapu kayıtlarının uyduğu belirlenen taşınmazlar saptanarak, tespit tutanaklarının, tespitleri kesinleşmişse tapu kayıtlarının ve hükmen kesinleşenlerin bilirkişi raporlarının dosya arasına alınması;
3. Belirlenen revizyon parselleri ile aynı şekilde dava edilen tüm parselleri birarada gösterir pafta örneklerinin getirtilmesi;
4. Vakıf taşınmazları ve Vakıf Hukuku konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtların ve belgelerin incelettirilmesi, … Vakfı’nın niteliği konusunda rapor düzenlettirilmesi;
5. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihli ve en yeni tarihte düzenlenen memleket haritaları dahil, yöreye ait tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile hava fotoğrafları ve amenajman planlarının, ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi, varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılmak suretiyle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 2863 sayılı Yasa hükümlerine göre doğal ya da kültürel sit alanı olup olmadığı sorularak ilgili karar ve harita örneklerinin getirtilerek dosyasına eklenmesi,
6. Tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilebilecek ve bu davalarla ilgisi olmayan, olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tespit edilmesi, önceki keşiflere katılmamış üç orman yüksek mühendisi, üç harita mühendisi, üç jeoloji mühendisi ve üç ziraat mühendisi bilirkişinin isminin yöntemince belirlenmesi;
7. Bilahare, kılavuz dosya üzerinden yapılacak keşifte; … Vakfiyesi ve 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: … Sancağında, … Kazasında vaki bir tarafı … ve bir tarafı … ve bir tarafı … Beli ve … Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik ve … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ve ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.18, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile, bu kayıtlardan önce oluşturulmuş ise bu kayıtların, Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları ve Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan yeni sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa onların dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında …, … ve … sınırlarının ortak sınır, … (…), … (…) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırı olup olmadığı irdelenerek, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olması ve bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunması, bir kısım sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olması, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle, değişebilir nitelikte sınır içerdiği, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parsellere uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun Çamlı Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere de uygulandığı gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerın yöntemince giderilmesi; revizyon parselleri ile … (…) ve … (İçmeler) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında … Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek, sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtların 3402 sayılı Kanun’un 20. ve 21. maddeleri hükmüne göre sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, genel kadastroda revizyon gördüğü çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi; harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere, tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren farklı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmesi;
8. Daha sonra, dosyaya getirtilen en eski tarihli memleket haritaları, amenajman planları ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, dayanılan tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamındaki taşınmazlar ile çekişmeli parselin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin ayrı ayrı belirlenmesi; 1967 yılında yapılan orman tahdidi ile belirlenen orman sınır hattına göre konumunun saptanması; çekişmeli taşınmazın ve geniş çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte bu harita ve fotoğraflar üzerinde bir arada gösterecekleri, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilmesi;
9. Dayanılan tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan orman alanlarının, 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre zaten devlet ormanı sayılması nedeniyle, devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceği, sadece tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanların devletleştirmeye konu edilebileceği, birbirlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kayıt miktarından düşüldükten sonra, kalan miktarın bir bütün halinde çiftliğin tapu kaydı kapsamındaki diğer araziler olabileceğinin düşünülmesi;
10. Çekişmeli taşınmazın, devlet ormanı sayılmayan yada devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve dayanılan tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kaldığı belirlendiği taktirde, bu yerler için, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince saptanması;
11. Çekişmeli taşınmazın, dayanılan tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamı içinde olduğu, devlet ormanı sayılmayan ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu yerler için, Medeni Yasa’nın yürürlüğü olan 1926 yılından en az 10 yıl öncesinden başlayan malik sıfatı ile zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı ve tesbit tarihi itibariyle zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının yöntemince saptanması; zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan tarafa, tanık dinletme olanağının verilmesi; yine, ziraat uzmanı bilirkişiler ve jeolog bilirkişilere inceleme yaptırılarak, özellikle en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki görüntüleri dikkate alınmak suretiyle, çekişmeli taşınmazın 1926 yılından en az 10 yıl öncesinden itibaren zilyet edilen yerlerden olup olmadığı yönünde bilimsel ve teknik görüşlerine başvurulması; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, zilyetlikle edinme iddiasında bulunan kişilerin ve önceki maliklerinin bir insan ömrünü aşan zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin kiracı ya da malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı yönünde somut olgulara dayalı beyan alınması, birbirinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmemesi; yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm hava fotoğrafı ve haritalar, özel stereoskop aletleriyle incelenip bu belgelerdeki görüntüsüne göre bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi ve bundan sonra, toplanan bu deliller ile yukarıda detaylı olarak söz edilen diğer deliller birlikte değerlendirilip takdir edilmek suretiyle oluşacak sonucu göre hüküm oluşturulması;
Davacı … ve arkadaşlarının temyiz itirazları bakımından ise, davacı … ‘ in, taşınmazların ortak muris …’den intikal ettiğini, mirasçılar arasında paylaşılmadığı halde davalı … tarafından sahte bir satış senedine dayanılarak taşınmazların kendilerine kullandırılmadığını ve davalı … trafından kullanıldığını ileri sürerek, paylarına el atmasının önlenmesi istemiyle dava açtığı, Mahkemece, çekişmeli taşınmazın ortak muris … tarafından …’e satıldığı, onun ve sonra mirasçıları tarafından malik sıfatıyla zilyet edildiği, mirasçıları adlarına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davasının reddine karar verildiği, miras bırakanın satış ya da bağış yoluyla taşınmazlarını başkasına devretmesi durumunda, zilyetliğin devri şekle tabi olmadığından bu devrin geçersiz kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle, davacı tarafın bu konuya ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ne var ki; davacı tarafın Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada miras payının aşıldığını da iddia ederek tenkis isteğinde de bulunduğu ve Asliye Hukuk Mahkemesince, iptal isteği ile tenkis isteği birbirinden ayrılmadan dava dosyasının görev yönünden kadastro mahkemesine aktarıldığı, oysa, tenkis isteğinin kadastro mahkemesinde incelenmesinin mümkün olmadığı açıklanarak, Mahkemece, bu yönler gözönünde tutularak, iptal isteği yönünden davanın reddine ve taşınmazların davalılar adına tapuya tesciline, ancak, tenkis isteği yönünden mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir.
… bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil … Değerler Ticaret A.Ş., çiftlik tapusuna dayanan davacıların tapudaki paylarından bir kısmını satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını belirterek, taşınmazın payı oranında adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı … Ticaret A.Ş.nin davasının kabulüne, … Mahallesi 190 ada 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazların davacılar … ve arkadaşları ile müdahil – davacı … Ticaret A.Ş adına tespiti ile dava konusu taşınmazların 3840 pay kabul edilerek payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil davacılar … ve arkdaşları ile davacı … ve arkadaşları, müdahil davacılar … ve arkadaşları, davacı … vekili, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorunda olup, ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim … İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, gerekçesi daha sonra açıklanmak üzere kısa kararda, “Davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş.’ nin davasının KABULÜNE, … ili … ilçesi … Mahallesi Dibektepe Mevkiinde bulunan dava konusu 190 ada 43 – 44 – 45 – 46 – 47 – 48 – 49 ve 50 parsellerin kadastro tespit tutanaklarının İPTALİNE, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş. adlarında tespit ve tesciline, davacı … ve müdahil davacılar …, …, …, … mirasçıları ile Melahat Yücel, … ve …’ın davalarının REDDİNE,” hükmedildikten sonra, gerekçeli kararda, “Davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı … Ticaret A.Ş nin davasının KABULÜNE, … ili … ilçesi … (Köyü) Mahallesi 190 ada 43 – 44 – 45 – 46 – 47 – 48 – 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazların davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı … Ticaret A.Ş adına tespiti ile dava konusu taşınmazın 3840 pay kabul edilerek payları oranında adlarına tesciline,” karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahil davacılar … ve arkdaşları ile davacı … ve arkadaşları, müdahil davacılar … ve arkadaşları, davacı … ile davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; … duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3815,00 TL avukatlık ücretinin muteriz davacılar … ve arkadaşları ile asli müdahil … Değerler A.Ş.’ den alınarak … duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı … ve arkadaşları ile davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerine ayrı ayrı verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden müdahillere iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.