YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2767
KARAR NO : 2012/21248
KARAR TARİHİ : 26.09.2012
T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukatlığını yapan davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2005/ 463 Esas sayılı dosyasında tahsilat yapmasına rağmen kendisine ödeme yapmadığını ileri sürerek şimdilik 7.500.00.TL’ nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, öncelikle zamanaşımı olmadığı takdirde esastan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Her ne kadar Mahkemece, Avukatlık Kanununun 40. maddesinde belirtilen 1 yıllık zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Davacı, avukatlığını üstlenen davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2005/ 463 Esas sayılı dosyasında yaptığı tahsilatları kendisine ödemediğini iddia etmiştir. İleri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacının bu davadaki alacak isteminin, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı çok açıktır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin
2012/2767-21248
hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde tahsil ettiği tarihten itibaren sorumlu olan vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. O halde mahkemece, bu husustaki taleplerle ilgili olarak BK.’ nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerekirken yanlış gerekçe ile Avukatlık Kanununun 40. maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2.Bozma nedenlerine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 26.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.