YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12917
KARAR NO : 2011/7982
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde … ve vekili avukat … Yenilmez ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 3.10.2003 tarihli vekaletname ile davalının vekili olarak edimlerini yerine getirip, dava ve icra dosyalarını takip ettiğini, ne var ki davalının, söz konusu takip ve davalarda karşı tarafla sulh olduğunu, vekalet ücretini ise ödemediğini, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından davalının bu durumda, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yüklenecek olan vekalet ücretini ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 252.930,00 TL vekalet ücretinin, sulh tarihi olan 15.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile vekalet ilişkisinin devam ettiğini, dava ve takiplerin karşı tarafı ile anlaşmak zorunda kaldığını, davacının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, sır saklama ve hesap verme yükümlülüğüne de uymadığını, açtığı bu dava ile de kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, buna rağmen davacıya tüm vekalet ücretini ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
2010/12917 2011/7982
Mahkemece, 01.03.2010 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, 226.921,52 TL vekalet ücretinin, sulh tarihi olan 15.12.2005 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/2952, … 1. İcra Müdürlüğünün 2003/6349, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/247, Büyükçekmece İcra Mahkemesinin 2004/645, … İcra Mahkemesinin 2003/1204 ve 2003/1206 esas sayılı takip ve dava dosyalarında, davalıyı vekil olarak temsil ettiği, bu takip ve davaların karşı tarafının, … ve … … olduğu, … 1. İcra Müdürlüğünün 2003/6349 esas sayılı dosyasında talep edilen alacakla, bu takibe karşı “menfi tespit” istemiyle … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/247 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın, aynı taraflar arasında ve aynı alacakla ilgili olduğu, yine İcra Hukuk Mahkemelerinde açılan davaların da, söz konusu … 1. İcra Müdürlüğünün 2003/6349 esas sayılı takibiyle ilgili ve takip hukukundan kaynaklanan ihtilaflara ilişkin bulunduğu, yargılama ve takipler devam etmekte iken davalının, söz konusu bu takip ve davaların karşı tarafları olan … ve … … ile, 16.12.2005 tarihli “Sulh ve İbra Sözleşmesi” başlıklı protokol düzenlediği, sözleşmede tarafların karşılıklı olarak yükümlülükleri belirlenip, icra takibi ve davalardan da feragat edileceğinin kararlaştırıldığı, sulh protokolünde davalıya devredilmesi öngörülen iki adet taşınmazın tapu devrinin, aynı tarihte yapıldığı, bunun karşılığında da, yine sulh anlaşmasına uygun olarak alacaklının talebi üzerine, davaların feragat nedeniyle reddine, “alacağın haricen tahsil edildiğine ilişkin” beyan üzerine de icra dosyasındaki hacizlerin fekkine karar verildiği, davacının az yukarda değinilen takip ve davalar nedeniyle, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yüklenen vekalet ücretlerinin tahsili istemiyle de … bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanununun 165.maddesinde, “sulh ile sonuçlanan işlerde her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi konusunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar.” Hükmü mevcut olup, davanın sulh ile sonuçlanması halinde, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın tamamını isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. (Bkz. HGK.’nun 16.2.1994 T. 1993/13-810 E., 1994/60 K. sayılı kararı) Aynı sorumluluk, müvekkille sulh anlaşması yapan karşı taraf için de geçerlidir. Avukatla müvekkili arasında ücret sözleşmesi bulunmaması (veya sözleşmenin geçersiz olması) halinde ise, müvekkilin ve müvekkille sulh anlaşması yapan hasmın, sulh olunan miktar üzerinden, gerek Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen (müvekkilin avukata ödemesi gereken) vekalet ücretinden, gerekse Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde düzenlenen (hasma tahmili gereken) vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Burada, kanundan … teselsül hallerinden biri söz konusu olup, Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen “alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir” hükmüne göre, müteselsil sorumluluğun gereği olarak, sulh sözleşmesinin taraflarının her biri borcun tamamından sorumludur. Buna göre alacaklı alacağının tamamını, her iki taraftan da talep edebileceği gibi, dilerse sadece birinden de talep edebilir. Dava konusu olayda da davacı, vekil olarak görevini ifa ettiği takip ve davaların, 16.12.2005 tarihli “Sulh ve İbra Sözleşmesi” başlıklı sulh protokolü üzerine feragatle sonuçlanmış olması nedeniyle vekalet ücretlerinin tamamını, müteselsil borçlulardan biri olan davalı müvekkilinden talep etmiş, tercih hakkını bu yönde kullanmıştır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı, vekalet görevini özenle ve gereği gibi ifa etmiş olmasına rağmen, takip ve davaların sulhle sonuçlanması nedeniyle vekalet ücretine hak kazanmıştır. Ne var ki taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından, bu durumda talep edilebilecek olan ücretin, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olduğu gibi, dava konusu edilen her bir takip ve dava değeri üzerinden değil, davalıya sulhle sağlanan menfaat üzerinden hesaplanması gereklidir. Nitekim söz konusu takip ve davaların tarafları arasındaki ihtilaflar, sulh kapsamında bir bütün olarak değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır. O halde mahkemece az yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda öncelikle, sulh protokolünün imzalandığı 16.12.2005 tarihi itibariyle davalıya söz konusu bu sulh nedeniyle kazandırılan menfaatin tespiti ile, tespit edilecek bu miktar üzerinden, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse hasma tahmili gereken vekalet ücretinin hesap ve takdir edilip, davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilmek suretiyle, vekalet ücretinin takip edilen tüm takip ve dava değerleri üzerinden tespit ve tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2010/12917 2011/7982
3-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:1. Bent gereğince, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açılanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 825.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 24.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.