YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3290
KARAR NO : 2011/4353
KARAR TARİHİ : 04.04.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 23.01.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Davacı, 441 parsel sayılı taşınmazı lehine, 439 sayılı parsel üzerinden geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde 439 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 1. alternatif olarak gösterilen yerden 441 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit kurulmuştur.
Hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan parsel kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir. Öncelikle belirtilmelidir ki, mahkemece kurulan geçitte bu ilke zedelenmiş, davacının 441 parsel sayılı taşınmazı, kuzeyinde bulunan dere sebebiyle genel yola kesintili olarak bağlanmıştır. Diğer taraftan, dereler Türk Medeni Kanununun 715.maddesinde belirtilen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bu özelliği sebebi ile kamu malı niteliğinde olduğundan kişi yararına özgülenemez.
Nitekim bu hususa 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesinde de değinilmiş, bu gibi yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı hükmü getirilmiştir. Kısaca, mahkemenin seçtiği güzergah geçit için uygun değildir.
Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı bu tür davalarda geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit davalarında davacı yanın dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. O halde, davacının geçit ihtiyacı kesintisizlik ilkesine uygun olarak dava dışı parseller üzerinden de aranmalı ve diğer alternatifler değerlendirilmedir.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın yazılı olduğu şekilde ve kesintisizlik ilkesine aykırı güzergahtan kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 04.04.2011 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.