YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1964
KARAR NO : 2022/759
KARAR TARİHİ : 27.01.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ Vİ TESCİL – BEDEL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince verilen 23/03/2021 tarihli, 2020/1258 Esas ve 2021/515 Karar sayılı ilam yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 27/01/2022 Perşembe günü saat 10.50’de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, kardeşleri olan davalı …’nin mirasbırakan annelerinden 1986 yılında aldığı vekaletname ile mirasbırakanın 1729, 1861 ve 4587 parsel sayılı taşınmazlarını eşi olan davalı …’e vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle temlik ettiğini, …’in de 4587 ve 1729 parsel sayılı taşınmazları dava dışı kişilere devrettiğini, daha önce mirasbırakan babalarından intikal edilen paylar için açılan davanın kabul edildiğini ileri sürerek, 1729 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tesciline, taşınmazın el değiştirmesi halinde bedelin payları oranında tahsiline, 1861 ve 4587 parsel sayılı taşınmazların dava tarihindeki bedelinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacıların yemin beyanları, Mahkemenin 28/05/2013 tarihli ve 2013/27 Esas – 2013/233 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; muris …’ın miraçısı davalı …’ye 25.07.1986 tarihli Gaziosmanpaşa 3. Noterliğince düzenlenen vekaletnameyle verdiği vekalet görevinin kötüye kullanıldığı kabul edilerek, davalı … tarafından davalı eşi …’e muris … …’un devredilen şahsi taşınmazlarından halihazırda adına kayıtlı olan taşınmazın tapu kaydının davacıların miras hisseleri nispetinde iptali ve tesciline, diğer dava konusu taşınmazların ise üçüncü kişilere satılmış olduğu gerekçesiyle, anılan taşınmazlar için bedel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalılar istinaf dilekçelerinde özetle, zamanaşımı itirazının değerlendirilmediğini, kararda bu konuda gerekçe bulunmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacı …’nin vekaletnamenin satış amacıyla verildiğini ikrar ettiğini, davacıların temlikten haberdar olduklarını, vekaletin hileli alınmadığı ve kötüye kullanılmadığının kesin netlikteki yemin delili ile kanıtlandığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların kötü niyetle hak talep ettiğini, davacıların satış iradesi olduğunu, satış bedelinden paylarını aldıklarını, yemin delili ve ödeme olduğuna ilişkin tanık beyanlarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden karar vermek üzere dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 23/03/2021 tarihli, 2020/1258 Esas ve 2021/515 Karar sayılı ilamı ile; muris muvazaasına dayalı açılan tapu iptali ile tescil davası ayrık olmak üzere diğer tüm yolsuz tescil hallerinde üçüncü kişiye karşı açılacak tapu iptali ile tescil davasında; ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davanın tüm ortaklarca birlikte açılması veya bir ortağın tereke adına açtığı davaya diğer ortakların muvafakatlerinin sağlanması ya da tereke temsilcisi tayini gerektiği, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarla ilgili yolsuz tescil nedenine dayalı üçüncü kişi aleyhine açılacak tapu iptali ile tescil davalarının miras payı oranında açılmasının mümkün olmadığı, miras payı oranında tescil istekli açılan davanın esasa girilmeden ve davada yer almayan mirasçıların olurlarının alınması veya TMK’nın 640. maddesi uyarınca tereke temsilcisi atanması yoluna gidilmeden usulden reddi gerektiği gerekçesiyle, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar temyiz dilekçelerinde özetle, davalı …’nin vekalet görevini kötüye kullandığını, daha önce açtıkları davanın Kırklareli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/27 Esas – 2013/233 Karar sayılı kararı kabul edildiğini ve kesinleştiğini, davalı …’nin muristen aldığı 1986 tarihli vekaletname ile murisi temsilen muvazaa ile kocası davalı …’e taşınmazları satış gösterdiğini, daha önce kabulüne karar verilen 2013/27 Esas sayılı dava ile eldeki davanın hukuksal nedeninin de muris muvazaası ve vekaletin kötüye kullanılması hukuksal nedeni olmak üzere aynı olduğunu, muristen aldığı vekaletname ile Hatice’nin muris namına kocası ile anlaşarak ve muvazaa yaparak diğer varisleri mirastan mahrum bırakmak için davaya konu 3 parça taşınmazı kocasına temlik ettiğini, davanın kabul kararının onanması gerekirken terekeye temsilcisi atanması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesinin hukuksal bir izahı olmadığını, en azından kamuya ve taraflara zarar vermeden kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine iade edilmesi ve davacılara terekeye temsilci atanması için süre verilmesi gerektiğini, davalı …’nin işlemlerin ortağı olduğunu, onunla birlikte hareket etmelerinin mümkün olmadığını, davalıların kendilerine yemin teklif ettiğini ve kabul ettiklerini, annelerinin vekaletnameyi intikal için verdiklerine yemin ettiklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390. maddesinde) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 640. maddesinin birinci fıkrası “Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” hükmünü, 701. maddesi “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” hükmünü düzenlemektedir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Somut olayda, davacıların 1861 parsel sayılı taşınmaz yönünden miras payları oranında tapu iptali ve tescil, dava tarihinden önce üçüncü kişilere temlik edilen 1729 ve 4587 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise miras payları oranında bedel isteminde bulundukları, 1861 parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki kayden maliki olan …’in mirasbırakan …’ın mirasçısı olmadığı anlaşılmaktadır.
3.3.2. Davacıların tapu iptali ve tescil istemleri yönünden; toplanan delillere, (IV/3) numaralı paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesine ve mirasçı olmayan kişiye miras payı oranında açılan davada, dava dışı mirasçının olurunun alınması ya da tereke temsilcisi tayin edilmesinin davayı dinlenebilir hale getirmeyeceği gözetildiğinde yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3.3.3. Tapu iptali ve tescil talebinin aksine tazminat istemi bölünebilir nitelikte olduğundan her bir davacı kendi payı oranında talepte bulunabilir ise de, tazminat istemine konu edilen 1729 ve 4587 parsel sayılı taşınmazların keşfen saptanan dava tarihi itibariyle toplam 101.250,00 TL değeri üzerinden her bir davacının 1/4 miras payına karşılık gelen 25.312,50′er TL′nin, 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a bendine göre 2021 yılı için belirlenen 78.630,00 TL′lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı ve bu konuda 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların, tapu iptali ve tescil taleplerinin usulden reddine ilişkin karara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
2. Davacıların tazminat isteklerinin usulden reddine ilişkin karara yönelik temyiz taleplerinin miras payları karşılığı değerlerin temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,
3. Aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 27/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.