YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1480
KARAR NO : 2011/3021
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 140 parsel sayılı taşınmazda davalıların murisi …’a ait 2808/3150 payın 1.000 metrekarelik bölümünün … 1. Noterliği’nde düzenlenen 07.08.1981 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satışının vaat edildiğini, 140 sayılı parselden ifraz ve imar uygulamasıyla oluşan 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalıların murisinin 1086/2400 payının bulunduğunu ileri sürerek, bu payın iptali ile adına tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, kesin hüküm bulunduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı ve satış vaadi sözleşmesinde sınırları gösterilen satışa konu taşınmazın, 140 sayılı parselin ifrazı ile oluşan 1233 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı, 1233 sayılı parselin de imar uygulamasıyla kamuya terk edilerek kütük sayfasının kapatıldığı, bu nedenle sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Davacı ve davalıların murisi arasında … 1.Noterliğinde düzenlenen 07.08.1981 tarihli satış vaadi sözleşmesinde dava konusu taşınmazın zilyetliğinin sözleşme alacaklısına devredildiği belirtilmiştir. Taşınmaz sözleşme alacaklısına devredildiğinden Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki “dürüst davranma kuralı” uyarınca zamanaşımı savunması dinlenmez. Bu nedenle, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak, davanın reddine yönelik diğer gerekçeler yerinde olduğundan davanın reddine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekili ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.