YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14400
KARAR NO : 2011/1077
KARAR TARİHİ : 02.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.08.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit irtifakı tesisi istemine ilişkindir.
Cevap veren davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde C ve D harfleri ile ve yeşil renkle gösterilen taşınmazlar üzerinden, davacının 2924 parseli lehine geçit tesis edilmiştir.
Hükmü 2927 ve 2928 sayılı parsellerin malikleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki bilgilere göre henüz imar uygulaması yapılmadığından davacının maliki olduğu 2924 sayılı parselin mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu sabittir. Ne var ki, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Bütün bunların sonucu olarak somut olayda olduğu gibi geçit kurulurken komşu taşınmaz ikiye bölünerek ekonomik olarak yok edilmemelidir. Gerçekten 70.88 metrekareden ibaret bir taşınmazın ikiye bölünmesi halinde ekonomik olarak yok edilmesi anlamına geleceğinden komşuluk hukukunun temelinde yatan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi zedelenmiş olur.
Bu durumda mahkemece davacının geçit ihtiyacının başka güzergahtan karşılanabilmesi için gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak ve bilirkişilerden yeniden rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Değinilen yönlerin gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.