Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8004 E. 2011/10502 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8004
KARAR NO : 2011/10502
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.01.2009 gününde verilen dilekçe ile yükleniciden temlik alınan hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan yüklenici davayı kabul etmiştir.
Diğer davalı arsa sahipleri işin tümüyle bitirilmediğini, yapıda eksiklikler olduğunu, ruhsatın alınmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Belirtmek gerekir ki, arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi ile yüklenici arsa sahibine karşı şahsi hak kazanır. Şahsi hak kazanan yüklenici bu hakkını doğrudan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi şahsi hakkını arsa sahibinin rızası gerekmeden yazılı olmak koşulu ile üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Bu açıklamalara göre davada dayanılan 13.09.2005 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin aslında bir temlik işlemi olduğu anlaşılmaktadır.
Yine belirtilmelidir ki, temlik alanın (davacı üçüncü kişinin) ifa talebine muhatap olan borçlu (davalı arsa sahipleri) bu talebe hemen uymak zorunda değildir. Devralan yeri alacaklı (davacı üçüncü kişi) temlik işlemini ve kendisinin yeni alacaklı sıfatını ispat etmiş olsa bile borçlunun (davalı arsa sahiplerinin) ona karşı bir takım itiraz ve def’ilerde bulunmak imkanı vardır. Gerçekten, Borçlar Kanununun 167. maddesinde göre “borçlu temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir”. Bu hüküm uyarınca, temliki öğrenen borçlu temlik işlemi olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür def’iler ileri sürebilecekse aynı def’iler yeni alacaklıya (temlik alan davacı üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir. Bu anlatılanlardan çıkan sonuca göre arsa sahiplerinin yapıdaki eksik işler bedelini davacıdan talep yetkisi bulunduğu gibi, sözleşmede bu konuda hüküm varsa iskan ruhsatını onun tarafından alınmasını talep yetkisi de vardır. Davacı, bu borçlarını yerine getirmeyeceğini yöntemince mahkemeye bildirdiğinden Borçlar Kanununun 81. maddesi gereğince edimler bütünüyle yerine gelmeden davacının taşınmaz tescilini talep etmesi olanaklı değildir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 19.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.